pozitif bakış açısıyla mutluluğu yakalamak
Doğal olarak elde edilen her başarı da sonunda mutluluğu getirir. Başarı için başlangıçta dilenen güzel dilek ve temenniler, şans, talih, kısmet gibi vs. şeylerde benliğe pozitif enerji takviyesi yapıp morali yükselteceğinden başarıyı yakalayıp elde etmek çok kolaylaşır. Mutluluk için edilen dilekler, ve temenniler
Aynı yeni bir bakış açısıyla yakalamak için ihtiyacın olan her şey avucunun içinde. Düğmeye bastığında Pixy önceden ayarlı dört yönde uçar. Süzülebilir, etrafında dönebilir ya seni takip edebilir. Bunlar için kumanda ya da ön hazırlık gerekmez. Uçuşu sona erdiğinde de Pixy eline hafifçe konar.
Hayatta mutluluğu yakalamak çok zor olmasa gerek. Dertleriniz olabilir hatta belkide en büyük dert sizde olabilir.Herkesin derdi kendine büyük görünürmüş. Kimisi evladını kaybeder, kimisinin de telefonunda çizik olur dertlenir..
Seligmanve Csikszentmihalyi (2000, s. 5) pozitif psikolojiyi şöyle tanımlamaktadır: pozitif öznel deneyim, pozitif kişisel özellikler ve hayat kalitesini iyileştiren aynı zamanda hayat kısır ve anlamsız geldiğinde bireyi patolojilerden koruyan pozitif kurumların bilimi.”. Bu bağlamda pozitif psikoloji çalışmaları insanın
Mutluluğu da daha çok haz (zevk) odaklı bir bakış açısıyla ele almıştır. Yani Freud’un bahsettiği mutluluk, hedonik mutluluktur; erdemlere, anlamlı ve iyi bir yaşam sürmeye dayalı eudaimonik mutluluk değildir. Freud’un mutluluk anlayışı bizim TDK sözlüğündeki tanıma benziyor.
Rencontre Amoureuse Gratuite En Cote D Ivoire. Teknolojinin gelişmesi, yaşamın hızlanması, her şeyin kolay ulaşılabilir olması ama anne babalarımızın bir çırpıda ulaştığı küçük mutlulukların hazzı ve huzur hissinin adeta bizden koşarak kaçması son dönemde psikolojik rahatsızlıkları arttırdı. Herkes mutsuz ve umutsuz. Devamlı şikayet ediyor; sosyal medyada gördüğümüz “Mutlu olduğunu düşündüğümüz” insanlara imreniyoruz. Depresyona girdim diye soluğu doktorda alınca elimize bir kutu antidepresan ilaç tutuşturuluyor ve uyuşturularak mutlu olduğumuzu düşünüyoruz. Ciddi durumlarda tabii ki antidepresan şart. Ancak her mutsuz insan depresyonda diyemeyiz. Kendimizi de mutsuz ediyoruz. Bir de mutlu olacağım mutlu olmam gerekiyor diye kendini zorlamak da mutsuzluğa yol açıyormuş. “Acıyı da yaşamak gerekiyor” diyor Dr. Ecz. Metin Uyar ve ekliyor Sezen Aksu’nun da şarkısında dediği gibi “Acının insana kattığı bir değer” var. Acısıyla tatlısıyla bir kere geldiğimiz bu hayatı en güzel şekilde yaşamanız dileğiyle; mutlu Neden size mutluluk doktoru diyorlar?Açıkçası bunun başlangıç aşamasının doktora tezime dayandığını düşünüyorum. Çünkü doktora tezimde 740 beyaz yaka ve mavi yakalı çalışanla görüştüm ve iyilik haliyle sağlık riskleri arasındaki ilişkiyi Peki, neden mutlu olmakla bu kadar ilgilisiniz?Bana etrafımda en çok sorulan soru da “Nasıl sürekli mutlu olmayı başarıyorsun?” oluyor. Yaşamı olumlu algılamak konusunda seçim yapıyorum diyelim. Çünkü mutluluk bir Mutluluk kâşifi de diyorlarmış size kitaptan okuduğum mutluluğu araştırma konusunda da güdülüyüm. Bunun temel sebebi de babam. Hayatta her şeye aşırı pozitif bakar, her şeyin olumlu yanını görür. Dünyadaki en mutlu adam bence. Annem de onun aksine olaydaki “ama”ya “keşke”ye odaklanır. Bir risk varsa ondan endişe duyar. İki ucu da görme fırsatım oldu benim aile Siz de babanızın tarafını ki babamınki çok daha olumlu ve pozitif bir yaşam. Bu süreçte annemin olaylara negatif yaklaşımının onda ağrılara yol açtığını ve daha çok hastalanmasına sebep olduğunu gördüm. Ama biz babamla birlikte annemi yıllar içerisinde değiştirmeyi başardık. Ben anneme diyorum ki “Sen artık mutluluğu seçtin, bakış açını mutluluk odaklı değiştirdin ve iyileştin”. Hakikaten de bu kitap ve röportaj üzerine konuştuk dedim ki “Bu değişimi sen nasıl ifade edersin sorarlarsa anlatayım?” “Sağlımı çok iyi etkiledi, bedenen ve ruhen” dedi. Eskiden fibromiyaljiden kaynaklı çok ağrıları olurdu. Şimdi ağrıları yok denecek kadar azaldı. Mutluluğun bağışıklık sistemini çok güçlendirdiğini biliyorum araştırmalardan. İnsanın cildi bile güzelleşiyor mutlu olduğunda. Çok ciddi bir üzüntü yaşarsınız hemen yüzünüzün çöktüğünü Peki, hiç mutsuz olduğunuz olmuyor mu?Bu da aslında etrafımda da merak konusu; “Sen hiç mutsuz olmuyor musun?” Tabii ki ben de bir insanım, robot değilim. Hepimizin mutsuz olduğu anlar olabilir. Kitapta da belirttiğim gibi asla mutsuz hissetmemeliyim diyerek, sürekli mutlu olmak için zorlamak da kötü bir şey. Bu bir mutluluk tuzağı. Çünkü insanoğlunun doğasına aykırı. Mesela bir kayıp yaşadığımızda üzülmeyecek miyiz, onu yok sayıp mutlu olmaya devam mı edeceğiz? Tabii ki hayır! Sezen Aksu’nun şarkısında da dediği gibi “Acının insana kattığı bir değer var”. Ve bu değer de ancak o acıyı yaşadığında, mutsuzluğu tattığında Peki, bu tuzaktan nasıl çıkacağız?Bu olaya bakış açısıyla alakalı bir şey. Olumsuz bir olayla karşılaştığınızı düşündüğünüzde kendinize şu soruyu sorabilirsiniz “Acaba çok abartıyor olabilir miyim?”, “Gerçekten de bu; dünyadaki en kötü şey mi?”, “Bunu bir tek ben mi yaşıyorum?”, “Yaşadığım çözümsüz bir durum mu? Burada çok ağır ve travmatik olaylardan bahsetmiyorum; bazen insanlar çok ufacık bir şeye bile takabiliyor. Hatta bazen olumlu olabilecek bir şeyi olumsuz bile istediğim şey şu; bir olay yaşıyorsak ve o olay bizi o an için mutsuz ediyorsa orada o olaya bakış açımızı sorgulayalım. “O olayın olumlu tarafı da var mı?” ya da “hayatımızın o olaya karşılık olumlu tarafları da var mı?”, “Onlara hak ettikleri değeri veriyor muyuz?” Bu farkındalık gerektiren bir şey ama. Bu farkındalığa da herkes sahip 100 haklısınız. O yüzden kitabın son bölümünde kişilerin kendi mutluluk reçetelerini yazmasını amaçlıyorum. Onun önceki aşamasında da kendi tablolarını ortaya koyabilmeleri için mutluluk analizleri yapmalarını istiyorum. Diyorum ki; sizi mutsuz eden şeyler neler? Mutlu eden şeyler neler? Hayatınızda mutluluk fırsatı doğurabilecek neler var? Veya mutluluğunuzu tehdit edebilecek ne gibi gelişmelerle karşı karşıya kalabilirsiniz? İnsanların zaman zaman bu analizi kendileri için yapmaları gerektiğini düşünüyorum. O analizi gerçekçi yaptıklarında farkındalıkları da yükselecek.“Günde 10-15 dakikanızı hayal etmeye ayırın”- Nasıl bu kadar genç yaşta İstanbul Medipol Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde Anabilim Dalı Başkanı olabildiniz?Benim kariyerim biraz hızlı başladı diyelim. Ben üniversitede okurken bir kağıda şunu yazmışım “Üniversiteyi yüksek onur derecesiyle bitireceğim. 5. Sınıfı bir dönem erken bitireceğim. O bir dönemde de Milliyet- Hürriyet gazetelerinin birinde staj yapacağım”. Bu hayalim olsun diye gazetecilik eğitimleri aldım. Kendi fakültemde iletişim fakültesi hocalarının derslerine izin isteyerek girdim. Dediklerimi hakikaten bir bir yaptım; yüksek onur derecesi aldım, okulu bir dönem erken bitirdim, 22 yaşında Milliyet’te köşe yazarı olmuştum. Sağlık yazıyordum. Ve şunu fark ettim; sağlık yüzde 100 bilimle alakalı, bir moda yazarı gibi kendi görüşümü sunamam, veriye dayanan bir şey yazıyorum. Bilimsel anlamda kendimi geliştirmem gerekiyor. Sonra da akademik kariyere başladım. 23 yaşında öğretim görevlisi olarak dersler veriyordum. İlk başladığımda benden büyük öğrencilerim vardı sınıfta. Doktoram bittikten hemen sonra öğretim üyesi olarak atandım, sonra da eczacılık fakültesinde anabilim dalı başkanı oldum. Biraz erken yola çıkmış olmanın verdiği bir şans da O kadar kolayca olmuş gibi anlatıyorsun ki; gerçekten bu kadar kolay mıydı?Yok, çok zordu açıkçası. Çok çalıştım. Birçok akşamım arkadaşlarımla eğlenerek geçebilecekken ders çalışarak geçti. Çünkü yüksek lisansım var, doktora yapmam gerekiyor, tezimi yazmam gerekiyor. Evet, bu başarı anlattığım kadar da kolay Senin başardıklarını başarabilmek için ne önerirsin gençlere?Çok çalışın ve hayal edin, günde 10-15 dakikanızı mutlaka hayal etmeye ayırın. Hayal etmek insanın pozitif duygularını çok yükselten bir şey. İnsanın hayal etmesi ondaki itici gücü ortaya çıkarıyor.“İleride mutluluk virüsü bulunabilir”- Mutluluk bulaşıcıdır diyorsunuz ya son zamanlarda toplum olarak çok mutlu değiliz. Mutluluk bulaşıcıysa mutsuzluk da bulaşıcı o zaman değil mi?Ben ileride mutluluk virüsünün bulunabileceğini düşünüyorum. Bunu kitabımda da yazdım; Harvardlı araştırmacılar yaptıkları araştırmalar sonucu aynı ağ içerisinde bulunan insanların mutluluğunun birbirini etkilediğini söylüyor. Çok da büyük bir insan grubuyla yapılmış bu Bu nasıl oluyor?Yayılıyor. Belki enerjidir belki de bir virüs. Ya da göremediğimiz bir frekanstır. Aynı ağ içerisinde olduğunuz insanlardan birinin mutluluğu sizin mutluluğunuzu eğer birebir temasınız varsa yüzde 15 oranında eğer birebir temasınız yoksa yüzde 10 oranında etkiliyor. Buradaki rakamlar değişebilir ama önemli olan etkilediğinin bulunmuş olması. Ülkedeki mutsuzluk durumu da yayılıyor. İnsanlar intihar ederken ya da toplumsal kötü bir olay olduğunda o acıyı hissettiğimiz için o anda keyifli bir şey yapsak bile insanın içinde bir burukluk hissi oluşuyor. Çünkü toplumsal bilinç hepimizde var. Sadece toplumsal bilinç değil, aile gibi aidiyet duygusunun içinde bulunduğumuz her şeyde bu Depresyon mesela?Depresyon bağırsaklardan kaynaklı bir hastalık olabilir. 2014 yılında yazmıştım hatta. Bir uzman bana “Belki de ileride depresyonun virüsü bulunacak” demişti. “Ve o virüse karşı aşı geliştirilerek kişilerde depresyon oluşması engellenebilecek.” diye de bir varsayımda O da mutluluk aşısı mı olacak acaba?Belki de o da mutluluk aşısı olacak dediğiniz gibi, çok güzel Umut ve mutluluk birbirini besliyor mu? Yoksa öldürüyor mu?Çok besler. Ben doktora tezimde iyilik halini çalıştım demiştim ya; iyilik halinin araştırdığım temel 5 parametresinden biri yaşamı anlamlandırma ve hedef odaklı olmaktı. Yani bu ne demek? Hayalleri olmayan, geleceğe dair beklentileri olmayan bir kişinin mutlu olması söz konusu değil. Çünkü yaşama dair herhangi bir isteği, yarın uyanmaya dair motivasyonu olmayacak. Ertesi gün bir şey üretme isteği olmayacak. Ama burada çok kritik bir nokta var. Umut ya da beklenti dediğimiz şey mutluluğu başka bir açıdan olumsuz da Beklentilerinin karşılanmaması insanı depresyona sürükleyen bir durum olabilir mi?Bir mutluluk yazarı şöyle yazmış. Mutluluk = hayatta yaşadıklarınız – hayattan beklentileriniz. Hayattan beklentilerimizi çok yüksek tutarsak mutlu olma ihtimalimiz yok ki. Beklentileri çok yüksek tutmak da bizi mutsuz eder beklentilerin çok düşük olması da. O zaman sır nerede? Sır dozda. İlaçta da öyledir. Ben bir eczacı olarak söyleyebilirim ki, okulda bize ilk öğrettikleri şey; ilaç bir zehirdir. İlacın şifa veren bir şey olabilmesi için doğru dozun bulunması Burada doz ne olmalı?Beklentileriniz hayattaki gerçeklerinizle uyumluysa, o beklentileri gerçekleştirmek için bir çaba sarf edersiniz. Çabanızın karşılığını aldığınız her bir adımda mutlu olursunuz ve bir sonraki adımı hayal etmeye başlarsınız. Ama bazen insanların beklentileri gerçekçi olmaz. Bu da en çok anne çocuk ilişkilerinde yaşanır. Anne genelde çocuğunu olduğundan daha farklı konumlandırır ve ona dair beklentileri çok yüksektir. Ama çocukta onu karşılayacak bir potansiyel yoktur ya da belki vardır ama karşılama isteği yoktur. Ve beklentiyi karşılamadığı için anneyle çatışma başlar. Anne mutsuz olmuştur. Niye? Çünkü beklentisini yanlış konumlandırdı. Beklentinin gerçekçi olması mutluluğun anahtarı diyebiliriz.“Yeni trend Orman banyosu”- Mental detokstan bahsettiğiniz bir bölüm var kitabınızda. Mental detoks nedir? Günümüzde ne kadar mümkün?Zaman zaman vücut detoksu yapıyoruz değil mi? Buradaki amaç temizlemek. Aynı şey zihnimiz için de geçerli. Biz zihnimizi de her an toksinlere maruz bırakıyoruz. Sürekli bir uyaranla karşı karşıya olduğumuz bir çağda yaşıyoruz. Whatsapp’larımız susmuyor, Twitter, Instagram sürekli aktif. Bitmek bilmeyen bir uyaran içerisindeyiz. Mental detoks yapmak kendimizi uçak moduna almakla Kendimizi uçak moduna nasıl alıyoruz?İlk olarak hayatımızdaki tüm bu uyaranları bilinçli şekilde yönetmeye başlayarak. Whatsapp’a sürekli girmiyoruz. Mesela yurt dışındaki büyük şirketlerde çalışanlara “Whatsapp detoksu” hakkı tanınıyor. Gecenin bir saati bir yönetici çalışanına Whatsapp’tan yazdığında şirket çalışanı ona cevap vermek zorunda değil. Bu “Sen bu uyarana şu an kendini kapat ve zihnini dinlendir” Mental detoks sadece sosyal medya kapatılarak mı uygulanabilir bir şey?Başka türlü de yapılabilir tabii ki. Mesela sahilde yürüyüş yapmak, orman banyosu Orman banyosu nasıl oluyor?Japonya’dan yayıldı dünyaya. Şu an çılgınlar gibi orman banyosu yapıyor insanlar. Ormanda yatıyor, uzanıyor; sadece doğanın sesine, kuş cıvıltılarına kendisini bırakıyor ve bu bir terapi gibi yapılıyor. Bunun uzmanları var. Doktorlar reçete ediyor hatta. Yeni bir akım daha var Niksen. O da Hollanda’dan yayıldı, anlamı da “Hiçbir şey yapmamak”. Bu çok önemli bir şey. Zihin detoksu işte bu. Bazen pencere karşısına geçiyorsun ve sadece izliyorsun. Bir amacın yok, o an bir şey başarma isteğin yok, sadece izliyorsun. Bir ev hanımı bunu örgü örerek de yapabilir Hiçbir şey yapmamak için çok vaktinin olması gerekmez mi?Çok az yapılması öneriliyor zaten, mesela haftada 2 saat. Zihin detoksunu yaparken hiçbir şey düşünmeyeceksin, o 2 saatini düşünmeden etrafa bakmaya Çok fazla olumlu düşünmek mutlu olmaya zorlamak yapaylık doğurmaz mı?Burada kritik olan şu Bunu “Ben mutlu olmalıyım, mutlu olmayı başarmalıyım” modunda yaparsa kişi, bu ona negatiflik doğurur. Bizim burada söylemeye çalıştığımız şey şu Mutluluk güzel bir şey, seni hayatta daha yukarı taşıyacağını fark et ve hayata mutluluk odaklı bakmak için birtakım formüllerden yararlan.İnsan metrobüste de iyi hissedebilir mi?’- Peki, çevresel etkiler? Mesela metroyu hayatından çıkaramıyorsun, metrobüsü çıkaramıyorsun. İnsan trafikte de metrobüste de mutlu olabilir mi?İnsan her yerde mutlu olabilir. Burada önemli olan şey onu nasıl İtiyorlar mesela seni, duvara yapıştırıyorlar…Ben toplu taşıma çok kullanmıyorum ama trafikte sanki dünyanın en saygısız insanları bir araya toplanmış ve araba sürüyorlar gibi hissediyorum bazen. Ama bu duyguya yoğunlaşırsam ya biriyle kavga edeceğim ya hapishaneye düşeceğim ya da kaza yapacağım. Çok negatif bir yere gidiyor yani olay. Bu nedenle diyorum ki kendime, “Bu insanlar böyle, yargılama Metin. Sen kurallara uyuyor musun ona odaklan”. Burada konu değiştiremeyeceğin etkenlere geliyor çünkü. İtiyor mu mesela metrobüste bir insan, ondan uzaklaşacaksın, itmeyenin yanında duracaksın. Sonra kulaklığını takıp, müziğini dinleyeceksin, kitabını okuyacaksın. Bambaşka bir dünyanın içine sokacaksın Çevresel etkilerden söz etmişken İstanbul’da mutlu olmak zor mu?İstanbul’da da çok mutlu olmak mümkün. Nasıl algıladığınla da alakalı hep dediğim gibi. Kitapta da şehri tatil köyüne dönüştür başlığında anlattım. Öneriler de Kitapta bahsediyorsunuz, FOMO’nun önemi nedir?Sosyal medya çılgınlığıyla gelişen durum. FOMO hiçbir şeyden eksik kalmama, her şeyden haberdar olma isteği. Farkındalık önemli. Böyle bir şeyi fark ediyorsan onu hayatından uzaklaştırmaya çalışacaksın. Ne yapacaksın sosyal medya detoksu yapacaksın, haber detoksu yapacaksın. Burada da diğer her şeyde olduğu gibi denge çok önemli.
KİŞİSEL GELİŞİM YOLCULUĞUNUZ MUTLULUĞA ÇIKSIN İSTİYORSANIZ KILAVUZUNUZ KARGA OLMASIN! 2015 yılının kendi alanında en çok satan kitaplarından Mutluluk Kulübü ve Mutluluk ile İlişkisi Var kitaplarının yazarı Müge Çevik, üçüncü kitabı Mutluluk Kulübü-Gelişim ile yeniden okuyucularıyla buluştu. “Mutluluk Kulübü, mutlu insanlardan çok, mutluluğa cesaret ile niyet edenlerin kulübüdür,” diyeli üç yılı geçmiş diyen yazar, son kitabı için “Ne mutsuzluğu yok etmek mümkündür ne de bu sayede mutluluğu yakalamak. Mutluluğu öğrenmek için yapılacak en akıllı iş mutsuzluğa birkaç basamak yukarıdan farklı bir bilinç ile bakmaktır. Bu kitap bu basamakları birlikte çıkmak ve yaşama baktığımız yeri değiştirmek üzere tasarlanmıştır” dedi. – İlk kitabınız Mutluluk Kulübü ile uzun süre en çok satan kitaplar arasında yer aldınız. Yeni kitabınız Mutluluk Kulübü-Gelişim o kitabın devamı olarak çıktı? Bu kitapta okuyucular ne bulacaklar? “Mutluluk” kavramı son zamanlarda esen bu kişisel gelişim furyasında daha çok dillendirilir, üzerinden daha fazla ticaret döner hale geldi ama maalesef işin bilimsel kısmı pek konuşulmaz ya da mutlulukla ilgili konuşmalarda bilimsel derinlik bulunmaz tam da bu gerçeklikten hareketle, yıllardır mutluluk benim işim diyen ve mutluluğun öğrenilebilirliğini savunan bir koç ve yazar olarak bana yeniden, bilimi yanıma alarak söz söyleme görevi düştüğüne inanıyorum. Şu an okuduğunuz bu kitap; bu inancımın, mutluluğu ticari bir kavram olmaktan çıkartıp bir gelişim yolculuğu olarak bir kez daha ve daha güçlü, derinlemesine anlatma ihtiyacımın sonucudur. Bu kitap boyunca her nerede gelişim dersem bir öncekinden sadece daha “iyi” bir şeyden değil, mutlaka daha kapsayıcı bir şeyden, her nerede mutluluk dersem de hazza dayalı değil, aksiyona ve büyümeye dayalı bir duygu durumundan bahsediyor olacağım. Okuyucular kitapta kişisel gelişim nedir, neden ortaya çıktı ve hatta nereden çıktı? Mutlulukla ne ilgisi var, her gün rüştünü daha güçlü ispat etmekte olan pozitif psikoloji mutluluk, olumluluk ve bunun öğrenilebilirliği ile ilgili neler diyor hepsini ve tabii ki Mutluluk Kulübü’nün özünü bulacaklar. – Günümüzde mutluluk ve kişisel gelişim kavramlarını hep bir arada duyar olduk. Mutluluk, kişisel gelişimin ödülü müdür? Kişisel gelişim eğer doğru metotlarla, doğru teknikle ve bir sistemle yapılırsa kişide bilinç boyutunda bir yükselmeye yol açarsa evet bir mutluluk getirir. Ancak uygulanan her teknik mutluluk getirmez. Bu kitapta çok söylediğim bir şey var. Bir şeyi mutluluk getirmesi ümidiyle yapıyor olmak onu elde etmemeyi garantiler. Dolayısıyla bu kişisel gelişim tekniklerinin temel problemi bunu garanti vaadiyle satıyor olması dolayısıyla da mutluluk kavramının bir ticaret nesnesi, alışverişe tabii bir cazibe haline gelmesi. Böylece, kişisel gelişim diye bir alanın ortaya çıkışı gibi, mutluluk kavramı da bireyselleşen insanın, hayatının anlamını yitirmesi, kendi özünden uzaklaşması, yalnızlaşmaktan ziyade kendine yabancılaşması ile doğan boşluğu doldurmak için ortaya çıkmış, yaşamın hedefiymiş gibi pazarlanmış bir söz oldu. – Ne oldu da kişisel gelişime ihtiyaç duyduk ve ne oldu da bu kadar yozlaştı? Kişisel gelişimin bu kadar popülerleşmesi ve ihtiyaç duyulması kişinin yalnızlaşmasıyla ilgili bir konu. Oysa bu öğretilerin ve kişisel gelişim başlığı altında yer alan tekniklerin hiçbiri bugün keşfedilmiş günümüze ait şeyler değil. Bugüne ait olan tek şey işin içine bilimin giriyor olması. Tüm teknikler, kadim öğretilerden hatta dinlerden, eski uygarlıklardan insanların hayatta kalma mücadelelerinin ve gelişimlerinin sonucu buldukları teknikler ve uygulamalar. Ancak ne oldu da biz buna tekrar ihtiyaç duyduk ve popülerleştirdik dersek…. Şehir hayatının içinde yalnızlaşan ve özünden uzaklaşan insan, yeniden anlam bulabilmek, yalnızlaşarak zayıflattığı duygusal bağışıklığını tekrar güçlendirebilmek için çeşitli araçlar yarattı. Ve bu ihtiyacı olan şeyleri de sosyal ilişkilerinden, bir şeye adanmışlıktan, yaşamda anlam ve amaç bulmasından ve kazandığı başarılardan alamayınca bunu kişisel gelişim metotlarından almaya çalıştı. Farkındalık, hatta bilinçli farkındalık, akış, zihinsel özgürlük, şifacılık gibi kavramlar dört bir yanımızı sardı ve hatta hayatımızı ele geçirdi. Bireyler olarak bize iyi gelecek her türlü yeniliğin peşinde koşarken, kurumsal dünya da çalışanlarını daha mutlu ve motive etmek için yollar aramaya, nefes, yoga, sağlıklı yaşam gibi kavramlar ile insanların performanslarını arttırmaya, streslerini düşürmeye odaklandı. Bunun sonucu olarak da tabi ki ticarileşti ve yozlaştı. – İnsanlar mutluluk aradıkça anti depresan satışları artmıyor mu? Evet mutluluk aradıkça kaçan bir kavram haline dönüştü. Çünkü yapılan her teknik, her çalışma kişinin o olaya duruma bakış açısını değiştirmekten ziyade meşrutiyet kazandırmak için yapılır hale geldi. Dolayısıyla kişi mutluluğu aradıkça aslında mutsuzluğu garantilemiş oldu. Mutluluğu bedende, hazda ve sahip olduklarında aradıkça da depresyona girmeyi, kaybetmeyi tabi bunun sonucunda da mutsuz, depresif olmayı garantilemiş oldu. Bu yüzden de evet mutluluk aradıkça anti depresan satışları arttı, arttıkça da kişisel gelişimin şuurlanması gereken kısma fayda sağlaması, ışık tutması zorlaştı. – Mutluluğu öğrenmek ne demek? Yaşamda başımıza gelecekleri değiştiremez, öngöremez veya yeniden yazamayız. Olacak olan olur, ancak onlara verdiğimiz tepkiler, o acının içinde geçirdiğimiz süre ve geri geldiğimiz mutluluk seviyesi ise bizim gayretimize bağlı. Yani, mutluluğumuzun büyük bölümü genlerimize ve yaşamın sürprizlerine rağmen öğrenilebilir. Ve her öğrenme gibi emek, çaba ve azim gerektirir. Ve hayatta her şey zıddıyla mevcuttur. Zıddıyla mevcut olmayan hiçbir şey yoktur. Yaşam, ölümün varlığı ile en büyük zıtlığı kendisinde barındırır. Kitapta da anlattığım gibi, örümcek ağına tutulmuş bir böceğin Tanrı’ya kurtuluş için duasıyla, örümceğin doymak için duası aslında aynı Tanrı’yadır. Böyle bir zıtlığın olduğu dünyada mutluluğu öğrenmek demek bu zıtlıkları yönetmeyi ve kendi en iyini ortaya çıkarmayı hayata birkaç boyut yukardan bakmayı öğrenmek demektir. Bu yüzden mutluluk öğrenilebilir diyorum. Çünkü bakış açısı genişleyebilen bir şeydir ve hayatta karşı durduğumuz merdiven basamaklarından yukarı çıkmak demektir. Bir spiral gibi düşünürsek o spiralde genişlemek ve daha kapsayıcı olmak demektir. – Kitapta 7 adımdan bahsediyorsunuz bu şekilde maddelere indirgemek gerçekçi mi? Kitapta bahsettiğim 7 adımla hayatımızdaki çok genel geçer istasyonları anlatmaya çalıştım. Bu istasyonlardan kişi ne zaman geçer, ne kadar kalır, aslında o istasyondan geçiyordur ama fark etmiyor mudur yoksa çoktan geçmiş midir bunu bilmek mümkün değildir. Dolayısıyla bu 7 adım, sadece başlıklar ve döngünün tamamı için adımlar ve duraklardır. Buralardan geçmeyen bir gelişim sürecini tanımlamak, bunları içine almayan bir gelişimin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Kitapta bunu anlatmak çok soyut olduğu için ve bir tanımlama ve yolculuk anlatmam gerektiği için bu adımlardan bahsettim. Çünkü beynimiz böyle daha kolay öğreniyor. Ancak bu adımlar herkesin kendi hikayesiyle kendi ritmiyle kendi bakış açısıyla kendi aklıyla yeniden yeniden geçmesi gereken adımlardır ve bu adımları bir kez geçtik bitti diye bir şey yoktur, Sprial dememin nedeni budur. Bir konuyu çözeriz başka bir konu doğar, o konuyu çözeriz aynı konunun başka bir türevi çıkar. Spiral şeklinde yüksele yüksele am aynı döngüyü farklı hikayeler ile tanımlayarak ilerler, gelişir hayat. Spiraller şeklinde ilerleyen merdivenlerin en tepesi bu yedinci basamaktır. Ancak buraya bir kez çıkınca bir daha aşağı inilmez diye bir şey yoktur. Yaşam bizi bu merdivenlerde defalarca bir aşağı bir yukarı gezdirir durur. Marifet ömrümüzün daha fazlasını Fakat, merdivenin alt basamaklarının zahmetini çekmeden ve gerekli dönüşüm bedeli ödenmeden üst basamaklara çıktığını sananlar, hele bir de bunu inançlar ile yaptıklarını sananlar en çok kendilerini kandırmakta ve mutluluktan hızla uzaklaşmaktadırlar. Tek bir doğrusu olmayan ve bu nedenle de en çok suistimal edilen boyut manevi boyut olduğundan bu adımı doğru gerçekleştirip gerçekleştirmediğinizin ölçüsünü yaşamınızın içinde bulabilirsiniz. Daha fazla hoşgörü, daha az dedikodu, daha az yargı ve önyargı daha fazla bilmeme, daha fazla netlik daha az karmaşa, daha fazla iyi niyet, sevgi ve şefkat deneyimine ulaştınız ise bir kez daha kulübe hoş geldiniz diyorum.
RealAgeUnutmamanız gereken, küçük şeylerle mutlu olmak sadece ruh sağlığınızı değil, fiziksel sağlığınızı da etkiler. Mutlu olmaya özen gösterirseniz, onu daha kolay elde edersiniz. Basit adımları takip ederek, hayatınızdaki coşku ve mutluluğu tekrar kazanabilir, böylelikle fiziksel sağlığınızı da korumuş Eğlencelerinizin Kıymetini BilinEğer gün içerisinde yapılacakların bir listesini çıkarıyorsanız, sizi en çok eğlendirenleri de koymayı ihmal etmeyin. Yatağa uzanıp kitap okumayı, açık havada kahvaltı etmeyi, uzun bir yürüyüşe çıkmayı, oyun oynamayı, fotoğraf çekmeyi veya hiçbir şey yapmadan oturmayı seviyor musunuz? Aslında gün içerisinde bunlardan en az bir veya birkaçına ayırmak için vaktiniz var. Listenizi gözden geçirin, yapılması gerektiğini düşündüğünüz aslında kaç işi gerçekten yapmanız gerekiyor? Günlük aktivitelerinizi tekrar tartmalısınız. Belki aylardır yaptığınız bir şeyi artık yapmaya gerek yok, ancak alışkanlık yüzünden devam ediyor olabilirsiniz. Gereksiz aktiviteler çıkınca eminiz listeniz sizi daha mutlu ve Bağımsız OlunHepimizin kötü günleri olur. Bitkin hissettiğimiz ve canımızın hiçbir şey yapmak istemediği günler…Ancak öyle günlerde, sorunun tam üzerine gitmek inanın çok faydalı olacaktır. 10 dakika boyunca egzersiz yapın. Bir kere hareket etmeye başlayınca kolay kolay bırakmak istemeyeceksiniz. Bir egzersiz planı yapın ve ona sadık olun. En neşeli günde de, en kötü hissettiğiniz günde de 10 dakikalık bir egzersizi es geçmeyin. Bağışıklık sisteminiz, egzersiz planınızın düzenine göre gelişecek, ve bu sizin ruh halinizi olumlu yapacaktır. Egzersiz yapmak, sizi mutlu sonrası bir kağıda neler hissettiğinizi yazın. Egzersiz planınıza göre ilerleyen günlerde, egzersiz biter bitmez neler hissettiğinizi kısa cümlerle not almaya devam KonusuHiçbir şeyin neşenizi almasını istemezsiniz. Fakat gün içerisinde bunu başarmak size ilk anda kolay gelmeyebilir. Gün içerisinde kısa nefes molaları verin. Evet çok basit; derin nefes alın! 3-4 tekrardan sonra kan akışınızına oksijen katmış olacak, daha sakin ve huzurlu olarak eğer ki vakit bulabilirseniz, yoga veya masaj deneyin. Yapılan sayısız araştırma sonucunda görülüyor ki, sinirinizi hafifletir, stresi yok eder depresyon ve anksiyete duygularınızı minimuma indirir. 10 dakikalık bir yürüyüş ile, çok şekerli veya tuzlu bir atıştırmanın sizde yaratacağı rahatlama ve mutluluk hissi aynı olacaktır. Sizce hangisi daha sağlıklı? Elinizdekileri KullanınHepimizin kendimize göre çeşitli becerileri ve ilgi alanları vardır. Gönüllü olarak yapabileceğiniz bir şeyler bulmak için, yakınlardaki okul, klup veya organizasyonları araştırın. Yeteneklerinizi başkalarının iyiliği için kullanmak, mutluluğu iki taraflı getirecektir. Yapabileceklerinizi gözden geçirin, sizin belki de umursamadığınız becerileriniz başkalarının mumla aradıkları olabilir. İnanın sizdeki yetenekleri arayan birçok kişi var. Herkesin yardıma ihtiyacı vardır, neden yardım eden siz olmayasınız? Etrafınızdakilere Saygı DuyunAilenizden veya arkadaşlarınızdan birkaçı ile sohbet etmek gerçekten kolay bulabileceğiniz bir aktivite olabilir. Sizi anlayan insanlarla konuşmak kolaydır. Bu kişi sevgiliniz de olabilir. Kendinizi açmanız ve vereceğiniz güven, günlük sıkıntılarınız ve endişelerinize yeni bir bakış açısıyla bakmanızı sağlayabilecek yorumlar getirebilir. Gülmek ve mutluluk arasındaki ilişki bilimseldir. Güldüğünüz zaman, kan basıncınız düşer ve mutluluk hormonu adı verilen endorfin hormonu artar. Son olarak, işyerinizdeki ilişkileri es geçmeyin. İş arkadaşlarınız sizi yakından tanıyor olabilirler. Birbirinize vereceğiniz destek, stresli zamanlarınız için çok değerli olabilir. Siz onları dinleyin, onlar da sizi dinlesin. İş arkadaşlarınızın sizin hakkında bildiklerini yadsımayın, sahi onları her gün görüyorsunuz öyle değil mi? Mutlu hissetmek, duygusal hayatın olduğu kadar fiziksel hayatınızın da çok önemli bir parçasıdır. Zamanınıza ve bağımsızlığınıza değer verin, kendi gücünüz ve yeteneklerinizi kullanabileceğiniz alanları seçerseniz, bu sizin hem ruhunuzu hem de vücudunuzu kendine getirecektir.
Varlık seviyesi artmasına rağmen mutluluk seviyesi artmadı Mutluluk ile ilgili ilk kongre 2010 yılında yapıldı. Ortaya çıkışı ABD’de varlık seviyesinin artmasına karşın mutluluk seviyesinin artmaması idi. Yapılan çalışma sonucunda da bir bilim alanı ortaya çıktı; Mutluluk Bilimi. Baktığımız zaman bizim değerler sisteminde olan ifadeleri bizim Anadolu irfanımızdan alarak bilim olarak ortaya koymuşlardı. Adına da Pozitif Psikoloji dediler. Biz Pozitif Psikolojiyi Üsküdar Üniversitesi olarak 2012’den beri zorunlu ders olarak veriyoruz. Bizden sonra Harvard ve Yale Üniversiteleri müfredatlarına bu dersi aldı ve çığır açan ders olarak internet sitelerine koydular. Pozitif olmak herkesin hayatında önemli bir kural olmalı Bilimsel çalışma ortaya koydu ki, haz peşinde değil, anlam peşinde koşmak anlam ifade ediyor. Mutluluğu amaç olarak seçen kişi mutluluğu kaçırıyor. Oysa mutluluğu hayatına anlam katma hedefi olarak kullanırsan mutluluk kendiliğinden gelir. Pozitif duygulara sahip olmak, kişinin iyi akış duygusuna sahip olması çok önemli. Hayatımızda pozitif olmak kural olmalı, negatiflik arada bir olmalı. Pozitif Psikoloji Hareketi’nin kurucularından Martin Seligman’ın PERMA Modeli’nde sunulan üçüncü adım insanlarla pozitif ilişkiler kurmayı gösteriyor. İnsanlarla iyi ilişkiler kurduğunuzda pozitif bir ortam oluştuğu için kişi daha çok mutlu oluyor. Ve kendisini büyük bir anlamın parçası olarak hissediyor. Mutluluk parfüm gibidir, bulaşır, başkasının üzerine siner. Mutluluğu bizim bireysel olarak taşımamız gerekiyor. Toplumsal mutluluk için de buna inanan insanların çok olması faydalı olan mutluluk modelini öğrenmeliyizŞu an ABD’deki insanlar mutluluğu öğrenmek için Tibet’e gidiyorlar. Mevlana der ki; para madde gibi unsurlar insanın içinde olmasın, cebinde olsun. Biz de bunu yapabilirsek bu çağın modeli bu olmalı. Başkalarına faydalı olan mutluluk modelini öğrenmeliyiz. Bizde aslında olan bir kültürü batı bize bilimsel metotlarla anlatıyor çünkü buna herkesin ihtiyacı var. Mutlu olabilmeyi herkes ister, ailede biri mutsuzken diğerleri rahat rahat oturabilir mi? Bencilce bir mutluluk insanları etkilemiyor. Çocuklar nasıl mutlu olur? Toplum nasıl mutlu olur? Toplumu düşünerek bunu yapmamız lazım. Anne baba bu konuda aileye pozitif örnek olmalı. Mutluluk bulaşıcıdırAnne baba nasıl mutlu olursa aile mutlu olur. Mutluluk geçirgendir. Mutluluk bulaşıcıdır. Anne ve baba Evi nasıl pozitif bir ortam haline getirebilirim’ diye düşünmelidir. Hayata pozitif anlamlar katabilmek, pozitif ilişkiler kurabilmek ailede çok önemlidir. İyi çocuk yetiştirmek, iyi iş adamı olmaktan daha önemlidir. Anne baba rolleri ihmal edilmemelidir. İş adamı, anne baba olma gibi roller orantılı götürülmelidir. Mutluluk bunun sonucunda ortaya çıkıyor. Akademik başarı açısından bakarsak mesela; her istediği yapılan çocuk konformist oluyor. Herkesten iki üç kişilik sevgi istiyor. Amaç çocuğun mutlu olması değil, çocuğun hayatına anlam katan değerlerin olmasıdır. Çocuk ders çalışma, uykusuz kalma zahmetlerine katlanmalıdır. Anne baba kıyamazsa çocuk hayatın zorlukların alışamıyor. Başarılı olmayı öğrenemiyor. Çocuğa ders çalış demeyi değil, ders çalışmayı nasıl sevdirebilirim demeye odaklı olmalı anne baba…
Ana sayfa Kişisel Gelişim Nasıl Mutlu Olunur Etkili 7 Yol Mutluluk ve sağlık arasında, düşündüğünüzden daha yakın bir ilişki vardır. Sağlıklı bir yaşam tarzı ruh halinizi değiştirip, hayattan daha fazla zevk almanıza yardımcı olacaktır. Olumlu bir zihniyet geliştirmek ömrünüzü uzatabilir ve sağlıksız alışkanlıklardan kaçınmanızı sağlar. Zihniyetinizi iyimser ve aktif bir bakış açısıyla yeniden canlandırmak çok önemlidir. Aşağıda verilen “nasıl mutlu olunur” konusundaki öneriler ile başarı sağlayabilirsiniz. Nasıl Mutlu Olunur Etkili 7 Yol 1. Olumlu Düşünmeye Odaklanın Olumlu düşünme, daha mutlu bir zihniyet oluşturma yolunda atılmış çok büyük bir adımdır. Olumsuzluğa odaklanmak yerine, iyimser olmaya yönelik düşünceler geliştirin. Öz eleştiri yapmaktan genel olarak kaçının. Kendiniz hakkında olumsuz düşünmeye başladığınızda, olumlu düşünceleri yeniden elde etmek için çaba sarf edin. Herhangi bir hata yaparsanız, bunu bir öğrenme fırsatı olarak düşünün. Örnek olarak, “İşe kabul edilmediğim için üzgünüm” şeklinde düşünmektense, “Belki bir sonraki uygulamada daha iyisini yapabilmem için onlardan geribildirim isteyebilirim!” şeklinde düşünebilirsiniz. 2. Kendinizi Başkaları İle Kıyaslamayın Sosyal medyanın etkisiyle kendiniz ile arkadaşlarınız arasında daima kıyaslama yapmaya meyilli hale gelebilirsiniz. Toplumdaki birçok insanın yaşamının sizin yaşamınız ile aynı olmayacağının farkına varın. Bu yüzden diğer insanlardaki üstün ve olumlu özellikler yerine kendi hayatınızın olumlu ve iyi taraflarına odaklanıp şükretmeyi öğrenin. Ancak, karşılaştırmayı kişisel gelişiminiz için bir motivasyon aracı olarak kullanabilirsiniz. 3. Yaşamınızdaki Stres ve Kaygıyı İyi Yönetin Stres ruh halinizi ve fiziksel sağlığınızı çoğu zaman olumsuz etkileyebilir. Baş ağrısı, kas ağrısı, yorgunluk ve uyku problemlerinin yanı sıra endişe, öfke ve huzursuzluğa neden olabilir. Stresi hayatınızdan uzak tutmak için hangi olumsuz koşulları azaltabileceğinizi düşünün. Yapamayacağınız sorumluluklar almayın ve gerektiğinde “hayır” demeyi öğrenin. Çok fazla ekstra görev üstlenme konusunda iş arkadaşlarınız ve arkadaşlarınızla kesin sınırlar belirleyin. Sorumluluklarınızı azaltamazsanız, strese yanıt verme şeklinizi değiştirin. Kendinizi yorgun hissediyorsanız, 5 dakika bekleyin. Biraz derin nefes alın ve ayağa kalkın. Daha sonra rahatlamak için kısa bir yürüyüş yapın. 4. Rahatlamak İçin Kendinize Zaman Ayırın Rahatlamak için kendinize her gün en az bir saat ayırın. Böylece rahatlama sizin için günlük bir ritüel haline gelir. Bu süre zarfında başka hiçbir program yapmayıp sadece dinlenmeye odaklanın. Meditasyon, yoga, tai chi ve diğer zihinsel ve fiziksel rahatlama yöntemleri, gerginliği azaltmak ve stresten kurtulmak için harika bir yoldur. Köpük banyosu yapmak veya kitap okumak gibi sizi rahatlatacak başka yöntemler ve aktiviteler de deneyebilirsiniz. 5. Sağlıklı ve Ulaşılabilir Hedefler Belirleyin Hedefler, ulaşmanız için size bir amaç ve yerine getirme duygusu verir. Hedefleri daha sağlıklı bir hayata kavuşmanıza yardımcı olmak için kullanabilirsiniz. Mesela amacınız bir maraton koşmak veya yeni arkadaşlar edinmek olabilir. Öncelikle hedeflerinizi daha küçük ve yönetilebilir bölümlere ayırın. Bir bölümü bitirdiğinizde, devam etmeniz için size güven verecek bir gurur ve başarı duygusu hissedeceksiniz. 6. Hayatınızdaki Güzellikler ve İyilikler İçin Şükredin Minnettar olmak, daha olumlu düşünmenize yardımcı olur. Ayrıca ruh sağlığınız üzerinde olumlu bir etki meydana getirir. Şükretmek ilişkilerinizin gücünü artırabilir. Kendinizi mutsuz veya stresli hissediyorsanız, motivasyon ve ilham sağlayan kitaplar okuyun. Hayatınızda sizin için önemli olan insanlara teşekkür etmeyi unutmayın. Böylece onların sizin için ne kadar önemli olduğunu bilmelerini sağlayın. 7. Gerekiyorsa Bir Uzmandan Yardım Alın Sürekli olarak üzgün, umutsuz, yorgun veya endişeli hissediyorsanız, bir terapistle görüşmenizde fayda vardır. Uzman terapist probleminizin kaynağını ortaya çıkarmanıza yardımcı olabilir ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Nasıl mutlu olunur sorusunu, buna yardımcı olacak 7 öneri ile açıkladık. Yaşam kalitenizi ve sağlığınızı artırıp daha güzel bir hayata merhaba diyebilirsiniz. İlginizi Çekebilir Kendinize Güvenmenin 5 Altın Kuralı
pozitif bakış açısıyla mutluluğu yakalamak