recep tayyip erdoğan neden atatürkü sevmiyor
Kendisi Suudi Arabistanlı, gazetesinı Suud sermayesi yayınlıyor, ve Abu Shakra ”Türkiye’nin Recep Tayyip Erdoğan’ı sevmeyen ve onun hükümet etme yöntemini beğenmeyenler bile –ben de onlardan biriyim– demokratik usullerle seçilmiş bir hükümete karşı darbeyi desteklemez” diyor yazısının girişinde. Al-Ahram
berkays55. Sağcı tayfa Atatürk'e, Solcu tayfa dine hakaret ediyor. Doğru bildikleri şeyi savunmaya çalışırken neler yapıyorlar Twitter'da görüyoruz. Evet, birisi milli bir değer, diğeri ise dini bir değerdir. Müslüman değilsen, İslâm'ı sevmeyip benimsemiyorsan bile saygı duyacaksın. Atatürk'ü sevmiyorsan bile saygı
RECEP BEY’E Mİ, TAYYİP BEY’E Mİ, ERDOĞAN’A MI İNANALIM Önce Sağlık Bakanı çıkıyor, “Böyle bir düşüncemiz yok” diyor. Sonra AK Parti Genel Başkanı çıkıyor, “Sağlık Bakanlığı önerdi” diyor. Sonra Recep Bey çıkıyor, “Günlük vaka sayısı yeniden yükselince bu kararı aldık” diyor.
İranDışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, yaptığı yazılı açıklamada, Büyükelçi Derya Örs'ün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Bakü'de okuduğu şiir nedeniyle çağrıldığını belirtti. Hatibzade, açıklamasında, "Türkiye Büyükelçisi, Dışişleri Bakan Yardımcısı tarafından çağrıldı
Organize suç örgütü kurmaktan hükümlü Alaattin Çakıcı, basın danışmanı aracılığıyla yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "beni sevmiyorsunuz, ben de sizi sevmiyorum" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin af istediği organize suç örgütü kurmaktan hükümlü Alaattin Çakıcı, Cumhurbaşkanı Tayyip
Rencontre Amoureuse Gratuite En Cote D Ivoire. 100 yıldır bitmeyen sevgi...harika tespitler. bir tuzluk alıp erdoğan'ın yerine koysanız tuzlukta bir kesim tarafından sevilecektir. recep tayyip erdoğan ile tuzluğun sevilmesi arasında fark yoktur. sevilen isim değil popülaritedir. ama bir sevgi vardır ki dünyada emsali olmayan gerçek bir sevgidir. bu da mustafa kemal atatürk sevgisidir ki ölümsüzdür. bugün akp nin oyu sıfırdır. ama yarın erdoğan gitsin başka parti kursun oyu yine en aşağı yüzde 35 i bulur. kemal kılıçdaroğlu gitsin başka parti kursun kimse bir oy vermez. ama chp nin başına ben bile geçsem 20-25 arası oy durum şu anki hdp liderleri için de, bahçeli içinde dışına çıkan iki lider daha var. bunlar demirtaş ve durumu şuna bağlıyorum. bahsettiğim 3 siyasi lider de sokağı en iyi bilen ve tanıyan liderlerdir. ister beğenelim veya beğenmeyelim halkın gücünü kavramış ve güvenen cesur liderlerdir. boş yapan sikko bir aktroll. atatürk ile erdoğanı karşılaştırmak atatürk'ün kendisinden önce akla mantığa hakaret ve görmezden ayrı ayrı tokatlayan atatürk ve çocuk gibi sürekli kandırılan erdoğan'ı kıyaslamak ne bileyim ya boşa dil döküyorum hadi siktir git... uzun uzun analiz kasmaya gerek yok... kisa ve net turkiye isci sinifinin sinif bilincinden yoksun olmasidir...tartisilacak bir sey varsa bu, insanlarin yillardir emekleri korkunc bir sekilde somurulmesine ragmen neden hala bu durumun farkinda olamadiklaridir... kendi üzerinden anlatan arkadas güzel manipulasyon teknigi uygulamıs ama tek soru sana, kurtulus savaşı olmasaydı, mustafa kemal ataturk türk tarihi sahnesinde olmasaydı sence gevsek gevsek yorumlarını evinden yazabiliyor olur muydun su an? ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
10 Kasım’da dikkatimi çekti. Atatürk’ü yere göğe koyamıyorlar. Erdoğan da, Davutoğlu da öyle. Tayyip Erdoğan’a göre, Atatürk de yeni Türkiye demiş Nutuk’ta. Ahmet Davutoğlu da uzun konuşmasında, Atatürk’ün tam bağımsızlık, tam istiklal diyerek yola çıktığını belirtiyor. Erdoğan’la Davutoğlu’ndaki bu Atatürk aşkı da şimdi nereden çıktı, diye düşünürken İlhan Selçuk’u anımsadım. Cumhuriyet gazetesinde, sanıyorum 2000’lerin başındaki bir başyazısında, Erbakan Hoca’yı milli cephe’nin içine koymuştu. Çünkü Erbakan Hoca ve onun Milli Görüş’ü, Batı’dan hazzetmiyordu; kapitalizmi sevmiyor, Siyonist oyunu olarak görüyordu; ayrıca Avrupa Birliği’ne karşıydı. 1990’ların sonuyla 2000’lerin ilk yıllarında Kızıl Elma’nın başideologluğuna soyunur gibi olan İlhan Selçuk, aynı tarihlerde AB yolunu zorlamakta olan Tayyip Erdoğan’ı gayrimilli ilan ederken, Erbakan Hoca’ya milli cephe’de yer vermişti. Aklıma takılan soru şu Acaba İlhan Selçuk bugün yaşıyor olsaydı, Erdoğan’ı da milli cephesi’nin bir yerine koyar mıydı? Bilemiyorum. Yoksa Tayyip Erdoğan yeniden Erbakan Hoca’laşıyor mu?.. 1 Ağustos 2013 / T24 Erdoğan ve Davutoğlu’nun Kırmızı Kitap’ rotası Erdoğan-Davutoğlu ikilisi, MGK’ya da, kurulun Kırmızı Kitap’ına da sahip çıkarak hiç de demokratik olmayan sulara savruluyorlar Erdoğan artık Nutuk’tan alıntılarla konuşuyor. Sevr, manda sözcükleri ağzından düşmüyor. Batı’ya sırtını dönüyor. Gündeminden AB’yi çıkarıyor. Amerika’yı, Avrupa’yı Ortadoğu’da Türkiye’yi de kapsayan sınırları yeniden çizmeye hazırlanan emperyalist, yeni sömürgeci güçler olarak görüyor. Bu açıdan Amerika’yı adını vermeden üst akıl diye her fırsatta eleştiriyor. Başbakan Davutoğlu da farklı değil. Söyleminde Batı karşıtlığı derinleşiyor, tam bağımsızlık, tam istiklal vurgusuyla aşırı milliyetçi bir dil sivriliyor. Erdoğan-Davutoğlu ikilisi, Milli Güvenlik Kurulu’na da, kurulun Kırmızı Kitap’ına da sahip çıkıyorlar. Böylece, hiç de demokratik olmayan sulara savruluyorlar. Ergenekon ve Balyoz’la ilgili olarak asker’i memnun eden tavırlarını, şimdi de Kürt sorunu ve PKK konusunda sergiliyorlar. Sözü uzatmak gerekmiyor. MGK ve Kırmızı Kitap yönelişleri de, çözüm süreci bağlamında verdiği sinyaller de, hiç kuşkunuz olmasın, Erdoğan’ın çoktandır yöneldiği anti-demokrasiye dair yeni işaretlerdir. Bunları düşünürken aklıma ister istemez şu soru düşüyor Apoletli Kemalizm’den cübbeli Kemalizm’e mi?.. Galiba öyle. Erdoğan Atatürk’ü aştığını düşünüyor Erdoğan’ın yeni Türkiye’si böyle bir Türkiye. Demokrasi ve hukuku iplemeyen, sırtını Batı’ya, Amerika’yla Avrupa’ya dönen bir Türkiye. Bu yeni Türkiye’nin simgesine gelince, bir görgüsüzlük, israf ve otoriterlik ya da tek adamlık anıtı olarak tarihe şimdiden adını büyük harflerle yazdıran Ak Saray’dır. Şurası çok açık Erdoğan kendini Atatürk’ten büyük görüyor, Atatürk’ü aştığını düşünüyor. Çankaya Köşkü’nden Ak Saray’a taşınırken de, kendi büyüklüğünün altını kalın olarak çizdiğine inanıyor. Ak Saray’ın merdivenlerinde, güç zehirlenmesinin en tipik örneklerinden biri olan o kibir dolu “En büyük benim, benden başka büyük yok!” pozlarını da bunun için veriyor. Kimse kolay yemez bu Atatürkçülüğü Erdoğan, Atatürk’ü aştığını düşünüyor. Ak Saray’da o kibir dolu, En büyük benim, başka büyük yok!’ pozlarını da bunun için veriyor Malum, Türk siyasal yaşamında Atatürk’ü kullanmayan yok gibidir. Erbakan Hoca bile bir zamanlar Batı’ya çatarken, “Atatürk yaşasa, o da bizim partiye oy verirdi” diyebilmişti. Anlaşılan şimdi sıra Erdoğan’da. Galiba o da bazı bakımlardan Atatürkçü kesilmeye hazırlanıyor. Tam bağımsızlık söylemiyle Batı’ya posta koyarak, asker’e daha fazla yaslanmanın yollarında yürüyerek, aşırı milliyetçi, Osmanlıcı sloganlarla Doğu’ya dönmenin sinyallerini atarak kafaları karıştırdığını sanıyor. Ama yanılıyor. Demokrasi ve hukukun temel değerlerine böylesine boş veren Erdoğan iktidarı bu yolda ancak kendini aldatır. Kriter, demokrasi ve hukukun üstünlüğüdür. Türkiye’yi kimse bu yoldan geri çeviremez! Erdoğan devleti’ne demokrasi ve hukukun üstünlüğü pencerelerinden bakınca da, kimse kolay yemez bu Atatürkçülüğü... Tayyip Erdoğan, Erbakan Hoca, İlhan Selçuk, Yiğit Bulut... 6 Mayıs 2014 / T24 YENİ TÜRKİYE, ESKİ TÜRKİYE... Murat Belge’nin dün Taraf’taki Eski hamam, yeni tas’ başlıklı yazısında belirttiği gibi Atatürk demokrat yapıda bir önder değildi. Atatürkçüler bu toplumu onun adına tamamen statik bir varoluş biçimine mahkûm ettiler. Bir toplum tamamen statik kalabilir mi? Kalamaz. Türkiye de kalmadı. Değişti. Ama kendisine empoze edilen o sınırlardan ötürü, bir tarafları gereği gibi büyüyemedi, gelişemedi. Atatürkçülük adına yapılan darbelerle demokratik kurumlarının köklenmesine sekte vuruldu. Dolayısıyla, bedeni büyürken aklı gelişemeyen özürlü insanlar gibi, tuhaf bir varlık çıktı ortaya. Demokrasi durmadan sözü edilen, ama hiçbir zaman elle tutulamayan, gözle görülemeyen, kimi zaman karikatürcülerin resmettiği peri kızı gibi bir hayal olarak uçuştu hayatımızda. Yaşayan bir demokrasi kültürü kurulamadı. ENTELEKTÜEL DUVARLAR! Erdoğan devleti’ne demokrasi ve hukukun üstünlüğü pencerelerinden bakınca, kimse kolay yemez bu Atatürkçülüğü... Atatürk’ün kendisinden çok Atatürkçülük adına inşa edilen bu entelektüel duvarlar yıkılıp temizlenmeden bu ülkenin gerçekten değişmesi, demokratik bir evreye girmesi mümkün değildi. Ama şu son yıllarda, Atatürk ve Atatürkçülük kavramı ve uygulamasından vazgeçilmesinin de değişmeye ve demokratik bir evreye girmeye yetmediğini gözlemlemekteyiz. Bugünlerin gözde konusunun çerçevesinde konuşursak, Atatürk’ün yaptırdığı Çankaya Köşkü’nde oturmayı reddederek, yeni bir saray yaptırmak, yeni Türkiye kurmak anlamına gelmiyor. Bu ülke topraklarında bir yeni çirkin bina daha yaptırmaktan başka bir anlama gelmiyor. Hayatımızda yeni bir şeylerin başlaması için belki öncelikle kendine saray yaptırma alışkanlığından vazgeçmek gerekiyor. ATATÜRK YERİNE MUHAMMED! Bir panelde, dinleyiciler arasından emekli bir subay haykırıyordu “Ana rahminden doğmamış bebeğin beynine Atatürkçülüğü kazımamız lazım!” Beynimizden Atatürk yazısını ya da kazısı’nı silip yerine Muhammed yazmakla demokrasi olmaz. Düşünce özgürlüğü olmaz. Medeniyet olmaz. Sorun kafese kapatılmış kuşun önüne arpa yerine yulaf koymak gibi bir şey değil. Sorun kafesin kapısını açmak, daha doğrusu, kafes yapmaktan vazgeçmek. Saray yapmaktan da vazgeçmek olduğu gibi.
15 Temmuzun kazananını ve kaybedenlerini tartışıyoruz, 15 temmuz kalkışmasından bu yana… En çok halk tartışıyor. Ve özellikle onları dinliyorum. Herkesin üç maymunu oynadığı sanılan halkın, direncine hayran olmamak elde değildi… İnsan büyük gurur duyuyor. Çevremde, komşu ya arkadaşlık yaptığım, Suriyelililerle konuştuğum vakit çektikleri acıyı tarif edemem… Kimisi öğretmen, kimisi mimar bu insanların vatanlarına duydukları acıyı hissettiğim zaman, ben olsam ne yapardım, sorusunu sordum kendime… Ben olsam alıp başımı başka bir ülkeye gider miydim? Elbette denizi ve doğası güzel olan ülkemin bir başka kentinde yaşamayı çok istiyorum. Fakat öğrendiğim bir şey vardı. Ben Gaziantep’ten asla kopamam… Savaşır mıyım bu kent için, savaşırdım… Ne olacak bir kuru can değil mi? Hangimiz bu dünyaya direk dikeceğiz. Hepimiz bu dünyadan bir gün göçüp gitmeyecek miyiz? O zaman fazla düşünmenin gereği yok.” VATAN SANA CANIM FEDA “ Çünkü gördüğüm eğitimin özü buydu. Vatanı olmayanın hiç bir şeyi olmaz. Vatan topraktır, yuvadır. Bazen olmayan bir ana, bazen olmayan bir babadır vatan….15 Temmuzun kazananı ve kaybedeni demiştik. Kazananları sayıyorum… 1. Millet, 2. TSK, 3. Emniyet, 4. Recep Tayyip Erdoğan, 5. Yaygın ve yerel basın 6. MHP, 7. CHP, 8. Binali Yıldırım 9. Bekir Bozdağ ve diğer adı duyulmamış gizli kahramanlar… Dahası hepimiz!Neden Millet; Çünkü her şey rağmen direncini ortaya koydu. Korkmadı, sokaklara taşındı. Demokrasisine sahip çıktı. Bunun sıradan bir olay olmadığını bunu yapanların ülkeye büyük düşmanlık yaptıklarını, yapacaklarını Türk Silahlı Kuvvetleri; Askerler kendi içine sızmış, asker üniformasına, şu ya da bu şekilde sahip olmuş kişileri zaten kendi aralarında yakinen tanıyorlardı. Yurtta Sulh konseyi adı altında kalkışma yapanlar, TSK nin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk sevgisini, saygısını bildikleri için darbede onlar da varmış, algısı yaratan bir senaryo hazırlamışlar. Ama tutmadı. Atatürkçü askerler, kalkışmayı püskürtmekte ellerinden geleni yaptılar. Askerlerimizin kurucu temel değerleri çok sağlamdır. TSK böyle bir oyuna ve tuzağa düşmeyecek kadar akıllı ve iradelidir. Demokrasiye saygılıdırlar ve artık o devirlerin çok geride kaldığını düşünüyorlar. TSK bizim geleceğimizdir. Bu durum onları zayıflatmadı aksine daha da güçlendirdi. Çünkü urlarından, irinlerinden arındı. Şu anda tertemiz bir TSK karşımızda duruyor. Yorgun ama daha güçlüler…Bizim bundan sonra yapacağımız en akıllı şey onların moral ve motivasyonunu güçlü tutmaktır. Onlara hak ettikleri saygıyı Emniyet Güçlerimiz; Çok şehit verip, başarılı olan emniyet güçlerimiz, askerlerimizle karşı karşıya gelmesine rağmen çok akıllı davranıp, içinde gizlenen hainlere rağmen, Türkiye’nin aydınlık bir güne ulaşmasında etkili Recep Tayyip Erdoğan; En büyük tuzaklardan birisi de sayın cumhurbaşkanına kuruldu. Onun kaçmayacağını dik duruşunu bildikleri halde, yurt dışı kaynaklı haber siteleri “ kaçtı” diye haber yaptı. Oysa o kaçmayı bırakın, halka seslendi ve işgal edilme provaları diye korkusuzca görevinin başında durdu. Batılı çok ciddi haber kanalları “Recep Tayyip Erdoğan’ın sığınma talebinde bulunduğunu söyleyerek, darbenin nereden nasıl yönetildiği hakkında bize önemli ip uçları verdi. Fetö terör örgütünün çatısının, ABD ile AB bağlantılı olduğunu görüyoruz. Hatta darbenin başarısız olduğunu görünce CİA şefinin yurt dışına kaçtığını söylüyor, güvenilir kaynaklar. Buralardan bakınca sayın Recep Tayyip Erdoğan, günün kazananlarından… Şeytan eşer, kendi düşer imiş… Gömmek istedikleri kişiyi daha da güçlendirdiler. Ne diyelim, ilahi adalet dedikleri şey bu olsa yaygın ve yerel basın; Günün şaşmaz kahramanları idiler… Gaziantep basını ise Gaziantep’e yakışır bir duruş sergiledi. Herkesin yüreğine Milliyetçi Hareket Partisi; Darbenin hükümete karşı imiş gibi gösterilmeye çalışıldığı anlarda, aslında millete olduğunu ilk anlayanlardan oldukları için, demokrasinin yanında oldukları için…Neden, Cumhuriyet Halk Partisi; Demokrasinin yanında duruş sergilediği için… Milletle beraber oldukları için…Neden, Binali Yıldırım; Cesurca çıkıp, demokrasi dışı güçlere karşı halkı uyardığı ve kalkışmanın tehlikesine karşı halkı bilinçlendirdiği için, en önemlisi duruşu Bekir Bozdağ; O da sayın başbakan gibi yürekli bir duruş sergilemiştir. Açıkçası bazıları hele durum netleşsin de ben ortaya öyle çıkayım dedikleri saatlerde o gayet korkusuzca temmuzun kazananı; Türk milleti, Türk demokrasisi...Kaybedeni, İçimizdeki hainler ile bilinen, yurt dışı kaynaklı düşmanlar…Haydi itiraf edin, bir kez daha düşünün, DIŞ DÜŞMANLAR kiminle karşı karşıya kaldığınızı… Dize gelin!
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 79'uncu yılında, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen törenle anıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan anma töreninde yaptığı konuşmada "Bugün hala Atatürk'ün mirasçısı olduğu iddasındaki CHP'nin Atatürk'le zaten çok daha önceden zayıflamaya başlamış ilişkisi, 10 Kasım 1938'de tamamen kesilmiştir." ifadelerini kullandı."MİLLETİMİZİN GAZİ'YE HÜRMETİ SONSUZDUR"Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi "Ülkemizde eskiden beri hep bir Atatürk ve Atatürkçülük tartışması yaşanmaktadır. Özellikle tek parti CHP'si döneminde tarihimizin bu önemli kurucu liderinin ismi öylesine istismar edilmiştir ki milletimizin gönlündeki Atatürk ile sonradan kavramsallaştırılan Atatürkçülük arasında çok büyük bir fark ortaya çıkmıştır. Milletimizin Gazi'ye hürmeti sonsuzdur. Milletimizin Mustafa'ya saygısında en küçük bir tereddüt yoktur. Milletimizin Kemal'le de en küçük bir sorunu bulunmuyordur. Milletimizin soyadı olarak kendisine verdiği Atatürk konusunda da hiçbir sıkıntısı olmadığını gayet iyi biliyoruz. Peki buna rağmen ne için böyle bir tartışma hep süregelmiştir. Bunun cevabı, darbecilerin, cuntacıların, vesayet odaklarının, ülkenin tarihine, milletin değerlerine düşmanlık eden kesimlerin kendilerini 'Atatürkçülük' kılıfı altında gizlemeye çalışmış ATATÜRK'E 'ATATÜRK' DEDİK DİYE SENARYOLAR YAZIYORBirileri çıkmış biz Atatürk'e Atatürk dedik diye bir sürü senaryolar yazıyor. Adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise bizim bunu ifade etmemizden daha doğal ne olabilir. Söylemi Marksist, faşist çevrelerin tekeline mi bırakacağız. CHP gibi amorf bir partinin Atatürk'ü milletimizinden kaçırmasına rıza göstermeyeceğiz."CHP TÜRK LİRASI ÜZERİNDEN ATATÜRK'ÜN RESMİNİ KALDIRDI"Atatürk ebediyete irtihal ettikten sonra o ana kadar Türk Lirası üzerinde Atatürk'ün resmi vardı." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Atatürk'ün irtihalinden sonra o resim paranın üzerinden kaldırılmış ve onun yerine İnönü'nün resmi konulmuştur. Bunu yapan kim? İşte o zamanki CHP zihniyetinin ta kendisidir. Bugün Merkez Bankası'ndaki para serilerine baktığınız zaman bunu görürsünüz. Bu tarihten sonraki CHP önce İsmet İnönü'nün, daha sonra da başına geçen diğer genel başkanlarının CHP'si olmuştur. Bugünkü CHP de malum şimdiki başında bulunan zatın CHP'sidir. Böyle bir partiyle Atatürk arasında ilişki kurmak Gazi'ye yönelik en büyük bühtandır." şeklinde konuştu."MİSAK-I MİLLİMİZE YENİDEN SAHİP ÇIKMAK ZORUNDAYIZ"Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü"Geçtiğimiz yüzyılın o sıkıntılı döneminde her ülkenin kendine göre bir lider ortaya çıkardığını ve kurtuluşu onun öncülüğünde aradığını görüyoruz. Bu liderlerden pek azı ülkesini arzu edilen zaferlerle tanıştırabilmiş, istenen başarılara ulaştırabilmiştir. Hiç şüphe yoktur ki Atatürk işte bu liderlerden biridir. Burada sorun bir zihniyetin, milletimizin istiklalinin sembolü olan Gazi Mustafa Kemal'i kendi ideolojik amaçlarının malzemesi haline dönüştürmeye çalıştırmış olmasıdır. Biz Kurtuluş Savaşımıza başlarken ilan ettiğimiz Misak-ı Millimize dahi sahip çıkamadık. İşte şimdi Suriye'de, Irak'taki gelişmelerde zaman zaman dikkat ederseniz bir şeyi MİLLİMİZE YENİDEN SAHİP ÇIKMAK ZORUNDAYIZNedir o, 'Biz Misak-ı Millimize yeniden sahip çıkmak zorundayız' diyorum. Bizim Misak-ı Milli hudutlarımızdan eğer taciz ediliyorsak, eğer o hudutlar içerisinden ülkemize saldırılar oluyorsa, burada 'Buyrun devam edin' deme lüksümüz yoktur. Ekonomik ve siyasi boyutunu bir kenara bırakarak söylüyorum, ülkemizin bugün güney sınırlarında yaşadığı güvenlik sorunlarının en önemli sebebi, Misak-ı Milli'den verilen tavizlerdir. O tavizler verilmeseydi şu anda nerede olduğumuzu anlayın, hatırlayın. Dün bizi Misak-ı Milli'nin gerisine düşürenler, bugün Lozan'ı da bir kenara bırakıp Sevr'e doğru giden bir hesap içindeler ancak göremedikleri bir şey var; bugünkü Türkiye, dünün Türkiye'si değildir."TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDE BAMBAŞKA UFUKLAR VARCumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemizi ateşe ve acıya boğarak adeta dilim dilim bölenlerin, ülkemizi de aynı sürece dahil etmek isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakacağız." ifadelerini kullandı."Son dönemde üzerimize öyle bir yüklendiler ki ellerindeki malzemeyi de büyük ölçüde tükettiler." şeklinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Demokrat görünümlü faşistler ifşa oldu. Hak, hukuk makyajlı tezgahlar ifşa oldu. Yıllardır özenle devletin tüm kurumlarına, toplumun tüm yapılarına yerleştirilen hainler ifşa oldu. Sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör kuşatmasının amacı ve aktörleri ifşa oldu. Bunca oyunu bozan Türkiye'nin önünde artık bambaşka hamdolsun imkanlar, bambaşka ufuklar vardır. Şimdi önümüzde geçmemiz gereken bir imtihan daha var, o da 2019 seçimlerini kazasız, belasız geçirmektir." değerlendirmesinde DEVAM EDECEĞİZCumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ülke 780 bin kilometrekareyle tek vatandır. Kimse operasyona yeltenmesin, yeltenirse bedelini ağır öder. İşte Tendürek Dağı'nda, Gabar'da, Cudi'de, gerekirse Kandil'de, gerekirse Sincar'da askerimiz, Genelkurmay Başkanımız, Kuvvet Komutanlarımız, hepsi en üst noktalara varıncaya kadar çıkmak suretiyle oralarda karda, kışta şu anda bütün operasyonları yönettiler, yönetiyorlar. Niye? Dedik ya mağaralarına, inlerine kadar girecek ve bunları bitirinceye kadar bu yola, bu mücadeleye devam edeceğiz." diye ANLAMAYA ÇALIŞMALIYIZErdoğan, "Cumhuriyetimizin tüm önemli tarihleri gibi 10 Kasım'ları da artık bu anlayışla değerlendirmeli, Atatürk'ü sadece anmakla kalmamalı, anlamaya da çalışmalıyız." ifadelerini kullandı.
Gara operasyonu sonrası yapılan eleştirilerle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunların cibilliyeti bozuk. 5-6 yıl içinde bu mücadeleyi gece gündüz demeden verdik. İçimiz kan ağlıyor. Biz onların intikamını alacağız" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle GARA OPERASYONU Irak'ın kuzeyinde bir mağarada infaz edilen 13 silahsız insanın başına gelen hadise bile karşımızdaki kirli zihniyeti utandırmaya bile yetmemiştir. Çıkıyor, onu bile benim üzerime yıkmaya çalışıyor. 5-6 yıl 13 kişiyi kaçıranlar kim? Biz bu 5-6 yıl içinde dağ, taş demedik buraları aradık, taradık. Bunlar utanmadan sıkılmadan 'Bir şey olmaz, sakinler güvence altında' diyecek kadar yüzsüzler. Kim bunlar CHP ve ortağı HDP. Bu tezgahı beraber çalıştırdılar. Biz 5-6 yıldan sonra operasyonu yapmak zorunda kaldık. Savunma ve İçişleri Bakanımı bu beyefendilerin makamına gönderdik. Bunlar anlatıldığı halde utanmadan, terbiyesizce eleştiri yağmuruna tuttular. Bu kadar açık, şeffaf bu süreç ortaya konulurken siz ne yüzsüzsünüz ki bu çalışmadan sonra hala saldırıyorsunuz. Ne yaparsanız yapın. Bilesiniz ki bu Cumhur İttifakı, AK Parti iktidarı bu yolda inanarak, sizin kol gerdiğiniz o teröristleri de inlerinde bitire bitire yoluna devam edecektir. Teröristlerin sayısı on binlerdi, şimdi yüzlere düştü. Bu mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Terör örgütlerini ve siyasi uzantılarını korumak için, bunun sonucunu bize yıkacak kadar alçaldılar. 'Bunun sorumlusu Erdoğan'dır' diyor. Bunların cibilliyeti bozuk. 5-6 yıl içinde bu mücadeleyi gece gündüz demeden verdik. İçimiz kan ağlıyor. Biz onların intikamını alacağız. Ortağı HDP de böyle bilsin. Yine Ankara'dan İstanbul'a yürüsünler. Onlar yürürken biz de buradan sahili selamete çıkacağız. Onlara bu imkanı vermeyeceğiz. Yüzleri kızarmadan kimse terörü savunmaz. 'Teröre karşı ne yaptınız de engel olduk' diyorlar, teröristlerle yürüdünüz ne yapacaksınız daha? Türkiye'nin sınır ötesi harekatlarını eleştiren, 'yapamazsınız, edemesiniz' diyen siz değil misiniz? Düne kadar bölücü örgütün Suriye kolunu 'terör örgütü görmüyoruz' diyen siz değil misiniz? Önceki gün İzmir'deydik. İşgalin, işgal acısının ne demek olduğunu gayet iyi bilen kardeşlerimin olanları iyi değerlendirdiğine inanıyorum. Söze terör örgütlerinin mensuplarını savunarak başlayanların, sinsi niyetleri de milletimiz gayet iyi görüyor. Dış politikada sorunlar yaşandığını söyleyip bunların sebebinin ülkemizin birliğine yönelik saldırlar olduğunu gizleyen kafa, siyasi ikbalini Türkiye'nin yaşayacağı felaketlere bağlar. Bir de 20 yıl öncesi Türkiye'sine güzellemeler düzüyorlar. TERÖRLE MÜCADELE Ülkemizin terörle mücadele konusundaki kararlılığı, dışarıda da epeyce bir kesimi rahatsız ediyor. Türkiye'nin sınırları içinde ve dışında yürüttüğü terörle mücadele, hem meşru hakkı, hem de insani görevidir. Türkiye gerektiğinde kaynağına kadar inerek sürdürme hakkına sahiptir. İlke ve onur sahibi herkesin Türkiye'nin bu meşru mücadelesine destek vermeye davet ediyoruz. Her kim, amalı, fakatlı beyanlarla gölge düşürmeye kalkarsa hayati bir yanlış içindedir. Tehlikeli yolun sonu herkes için felakettir. Türkiye gibi en köklü devletle beraber olmak yerine eli kanlı terör örgütleriyle iş tutmayı tercih edenler, sürüklendikleri karadelikte kaybolup gideceklerdir. Bu milletin feraseti ve irfanı nice senaryoları boşa çıkarmış, nice saldırılardan sapasağlam çıkarmıştır. Ne yaparlarsa yapsınlar, milletimizin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini bozamayacaklar. İstiklal ve istikbal aşkımızı söndüremeyecekler. Canımızdan değerli gördüğümüz vatanımızı parçalayamayacaklar. Devletimizi yıkamayacak, ülkemize diz çöktüremeyecekler. Edirne'den Kars'a, Trabzon'dan Hatay'a kadar bu kararlılığımız en büyük gücümüzdür. 2023 hedeflerimize de ulaşacağız, 2053 vizyonumuzu da miras bırakacağız. "Bundan 3 yıl önce 21 Şubat'ta 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurduğumuz Cumhur İttifakı'nı TBMM'ye verdiğimiz kanun teklifiyle, ilk adımı atmıştık. Cumhur İttifakı'nın Türk siyasi hayatının en başarılı değil, en ilkeli, en onurlu ittifakı olduğunu görüyoruz. Ülkemizin bütünlüğü, milletimizin birliği, devletimizin bekası çerçevesinde oluşturduğumuz anlayış birliğinin yürüttüğümüz mücadelede çok büyük katkısı vardır. Nice saldırıyı Cumhur İttifakı'nın bu güçlü zemininde karşıladık. KORONAVİRÜS DÖVİZLERİN ÖNEMLİ BÖLÜMÜ BURADA KULLANILDI Koronavirüs salgını tüm dünyayla birlikte ülkemizde de etkili olmuş, 2 milyon 645 bin kişinin maruz kalmasına yol açmıştır. Salgının hem sağlık boyutunda, hem ekonomide daha ağır hasara sebep olmasının önüne geçtik. Tüm dünyada ekonomiler ciddi bir daralma yaşanırken, Türkiye büyümesini sürdürebilen az sayıda ülkelerden biri oldu. Salgın bahanesiyle yeni bir finansal dalgalanma oluşturmak isteyenlere fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu'nun sorduğu dövizlerin önemli bölümü burada kullanılmıştır. Kuru ve faizi çok yükseklere taşıyarak toplumsal kargaşa içinde olanların oyunlarını bozduk. Salgının yol açtığı sıkıntıları azaltmak için herkese yönelik çok ciddi destek paketlerini hayata geçirdik. 311 milyar lirayı bulan bir kaynak kullanarak vatandaşlarımızın yanında olmaya çalıştık. CHP'nin itibar suikastlarıyla saldırdığı Berat Bey'in gösterdiği gayretlerin şahidiyiz. Vatandaşlarımızın sıkıntılarını biliyoruz. Esnaflarımıza yönelik ciro desteğinden kira yardımına kadar pek çok ilave destekte bulunduk. Tek bir vatandaşımızın kendisini sahipsiz hissetmemesi için tüm imkanlarımızı seferber ettik. Üretimi, istihdamı, ticareti yeniden canlandırmanın normalleşmeden geçtiğini unutmuyoruz. Şayet, kontrolsüz bir normalleşmeye yönelirsek bir süre sonra artan vaka ve vefat sayılarıyla daha sert tedbirleri açıklamamız kaçınılmaz olacaktır. Milletimizden sabır istiyorum. Üretimden ihracata, turizmden ticarete kadar ancak bu şekilde arzu ettiğimiz neticelere ulaşabiliriz. eğitimden ilk adımları atmaya başladık, 1 Mart'tan itibaren kriterleri karşılayan illerimizde beklentileri karşılayan adımlar atılacaktır. Bir an önce normalleşe kriterlerine ulaşılmasının sağlanmasını istiyorum. TARIM KREDİ KOOPARATİFİ SAYISI 2021 yılını yeni bir atılım yılı haline dönüştürmemiz şart. Üretim ve ihracat tarafı gayet iyi gidiyor. Gıda üretimi, tedariki konusunda hiçbir sıkıntımız bulunmuyor. Tarım Kredi Kooparitifi ise yoğun bir şekilde sayını 500'e çıkarma talimatını verdik. İlk etapta 500, sonra 1000 daha sonra bu sayıları artıracağız. Mecburuz ve bunu da yapacağız. Sizler piyasayı yağmalarsanız kusura bakmayın, biz bu adımı atacağız. Ocak ayı beyaz eşya satışı ve ihracat rakamları büyümenin sürdüğünü gösteriyor. Diğer alanlarda da benzer sevindirici haberleri almayı sürdüreceğiz. Bir süredir yavaşlamış olan uluslararası finans ve yatırım çevrelerinin ülkemize ilgisi artıyor. Milletimizin moralini bozmaya, esnafımızı kışkırtmaya fırsat vermeden bu sıkıntılı süreci nihayete erdirmekte kararlıyız."
recep tayyip erdoğan neden atatürkü sevmiyor