rahman ve rahim ile ilgili ayetler

KurandaSu ayetleri, ''Su' Kelimesi ile İlgili Ayetler Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla (Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için su aramıştı, o zaman Biz ona: "Asanı taşa vur" demiştik de ondan on iki pınar fışkırmıştı, böylece herkes içeceği yeri bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın 5 Şüphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. 6. Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. O mutlak güç ve hikmet sahibidir. 7. Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Rahmanve Rahim olan ALLAH'IN adıyla Şüphesiz ki ALLAH DOĞRU SOYLEDİ ☝️ DUA EDER dua beklerim 爐 i Takip te kalmayı unutmayın ‍♂️ Rahman; Dünya'daki bütün yaratıklara rızık ve sayısız nimetler veren anlamına gelmektedir. Rahman adı Kur’anı Kerimde 57 defa geçmektedir. Rahman ismi kullarından hiç birine verilmez. İyilere de, kötülere de rahmet eden. Rahim; Ahirette yalnız Müslümanlara merhamet eden anlamına gelmektedir. Rahim adı Kur’anı Kerimde HELALHARAM İLE İLGİLİ AYETLER. MAİDE SURESİ. Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 1. Ey iman edenler! Akitleri (n gereğini) yerine getiriniz. İhramlı iken avlanmayı helal saymamak üzere (aşağıda) size okunacaklar dışında kalan hayvanlar, sizin için helâl kılındı. Allah dilediğine hükmeder. Rencontre Amoureuse Gratuite En Cote D Ivoire. Taha Suresi, 5. ayet Rahman olan Allah arşa istiva etmiştir. Taha Suresi, 90. ayet Andolsun, Harun bundan önce onlara “Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz denendiniz. Sizin asıl Rabbiniz Rahman olan Allahdır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin” demişti. Taha Suresi, 108. ayet O gün, kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar. Rahman olan Allaha karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin. Taha Suresi, 109. ayet O gün, Rahman olan Allah’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz. Enbiya Suresi, 26. ayet “Rahman olan Allah çocuk edindi” dediler. O, bu yakıştırmadan Yücedir. Hayır, onlar melekler ikrama layık görülmüş kullardır. Enbiya Suresi, 36. ayet İnkar edenler seni gördüklerinde, seni yalnızca alay-konusu ediyorlar ve “Sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu?” derler. Oysa Rahman olan Allahın sözünü kitabını inkar edenler kendileridir. Enbiya Suresi, 42. ayet De ki “Gece ve gündüz sizi Rahman olan Allahtan kim koruyabilir?” Hayır, onlar Rablerini zikirden yüz çevirenlerdir. Enbiya Suresi, 112. ayet Resulullah Dedi ki “Rabbim, hak ile hükmet. Bizim Rabbimiz, sizin her türlü nitelendirmelerinize karşı yardımına sığınılan Rahman olan Allahdır.” Furkan Suresi, 26. ayet İşte o gün, gerçek mülk, Rahman olan Allahındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür. Furkan Suresi, 59. ayet O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahman olan Allahdır. Bunu bundan haberi olana sor. Furkan Suresi, 60. ayet Onlara “Rahman olan Allaha secde edin” denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?” derler ve bu, onların nefretini arttırır. Furkan Suresi, 63. ayet O Rahman olan Allahın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam” derler. Şuara Suresi, 5. ayet Onlara Rahman olan Allah dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler. Neml Suresi, 30. ayet “Gerçek şu ki, bu, Süleyman’dandır ve Şüphesiz Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla’ başlamaktadır.” Yasin Suresi, 11. ayet Sen ancak, zikre Kur’an’a uyan ve gayb ile Rahman olan Allah’a karşı içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele. Yasin Suresi, 15. ayet Dediler ki “Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman olan Allah da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz.” Yasin Suresi, 23. ayet “Ben, O’ndan başka İlahlar edinir miyim ki, Rahman olan Allah, bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler.” Yasin Suresi, 52. ayet Demişlerdir ki “Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman olan Allahın va’dettiğidir, demek ki gönderilen elçiler doğru söylemiş”. Zuhruf Suresi, 17. ayet Oysa onlardan biri, O, Rahman olan Allah için verdiği örnek ile kız çocuğunun doğumuyla müjdelendiği zaman, yüzü simsiyah kesilmiş olarak kahrından yutkundukça yutkunur. Zuhruf Suresi, 19. ayet Onlar, ki Rahmanın kulları olan melekleri dişiler kıldılar. Kendileri yaratılışlarına şahit mi oldular? Onların şahitlikleri yazılacak ve bundan dolayı sorumlu tutulacaklar. Zuhruf Suresi, 33. ayet Eğer insanlar Allah’a karşı isyanda birleşip tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahman’ı Allah’ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler yapardık. Zuhruf Suresi, 36. ayet Kim Rahman olan Allahın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun üzerini kabukla bağlattırırız’; artık bu, onun bir yakın dostudur. Zuhruf Suresi, 45. ayet Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor Biz, Rahman olan Allahın dışında tapılacak birtakım ilahlar kıldık mı hiç? Zuhruf Suresi, 81. ayet De ki “Eğer Rahman olan Allah’ın çocuğu olsaydı, ona tapanların ilki ben olurdum.” Kaf Suresi, 33. ayet Görmediği halde Rahman’a karşı içi titreyerek korku duyan’ ve içten Allah’a yönelmiş’ bir kalp ile gelen içindir. Haşr Suresi, 22. ayet O Allah ki, O’ndan başka İlah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O’dur. Mülk Suresi, 3. ayet O, biri diğeriyle tam bir uyum’ mutabakat içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman olan Allahın yaratmasında hiçbir çelişki ve uygunsuzluk’ tefavüt göremezsin. İşte gözünü çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık bozukluk ve çarpıklık görüyor musun? Mülk Suresi, 19. ayet Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman olan Allah’tan başkası boşlukta tutmuyor. Şüphesiz O, herşeyi hakkıyla görendir. Mülk Suresi, 20. ayet Rahmana karşı size yardım edecek olan kimmiş? Şu sizin ordunuz mu? Kafirler yalnızca bir gurur kesin bir aldanış içindedirler. Mülk Suresi, 29. ayet De ki “O Allah Rahman olan esirgeyen koruyandır; biz O’na iman ettik ve O’na tevekkül ettik. Artık siz kimin açık bir sapmışlık içinde olduğunu pek yakında bileceksiniz.” Nebe’ Suresi, 37. ayet Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Rahman olan Allah; O’na hitap etmeye güç yetiremezler. Nebe’ Suresi, 38. ayet Ruh ve meleklerin saflar halinde duracakları gün; Rahman’ın kendilerine izin verdikleri dışında olanlar konuşmazlar. Konuşacak olan da, Doğruyu söyleyecektir. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِTürkçe TranscriptBismiAllâhi-rrahmâni-rrahîmi Abdulbaki Gölpınarlı MealiRahman ve rahim Allah adiyleAbdullah-Ahmet Akgül Meali Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla… [Not Rahman, sonsuz şefkat ve inayeti; Rahim ise sınırsız merhamet ve mağfireti anlatır.] Euzübillahi-mineşŞeytanir-Racim Yüce Rabbimizin rahmet ve inayetinden kovulmuş, şerrin ve şekavetin rehberi olmuş Şeytanın vesvesesinden... Onun Kur’an’ı okuma ve anlama konusunda bizi gaflete ve tembelliğe sürüklemesinden... Rabbimizin kelâmına itiraz ve isyan etme düşüncesinden ve iblisin her türlü hilesinden; Allah’ın hıfzu himayesine sığınırım. Bak Nahl 98 Bismillah’ir-Rahman’ir-Rahim Dünyada, yarattığı her varlığını ve tüm kullarını esirgeyip koruyan, isyan ve kusurlarına bakmayıp yine ihtiyaçlarını karşılayan ve düzelmeleri için mühlet sunan “RAHMAN” olan; ve ahirette sadece iman ve itaat ehlini bağışlayıp, sonsuz rahmet ve nimetlerine kavuşturacak “RAHiM” olan ALLAH’ın adıyla… •Bu işe, ibadet ve imtihan niyetiyle başlamaktayım. •O’nun emir ve hükümleri doğrultusunda bu işi yapıp tamamlayacağım, asla harama ve hilekârlığa sapmayacağım. •Bu işte sadece Allah’ın rızasını, kullarının hatırını, insanların rahatını ve menfaatini amaçlayacağım. •Bu işi ancak Allah’ın inayetiyle başaracağıma Parlıyan MealiDünyada herkesi, ahirette sadece mü'minleri rahmetine alan Allah ilk sûresi olması ve konusu sebebiyle “açan” anlamına gelen “Fatiha” ismini almıştır. Bu sûre bir önsöz niteliği taşıyıp aynı zamanda, Allah’ın kitabını okumak ve kitapta öğretilenlerle İslâm’ı yaşamak isteyenlere öğretilen bir “Fatiha’yı okumayanın namazı olmaz” hadis-i şerifine göre namazların her rekatında Fatiha el-Esas, el-Vâfiye, el-Kenz, es-Sebu’l-Mesânî gibi isimleri de vardır. Hamd ile başlayan beş sûreden En’âm, Kehf, Sebe’, Fâtır’ın Tekin MealiSınırsız rahmeti ve engin merhameti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, rahmetine, merhametine, lütfuna, ihsanına vehayırlara mazhar eden, Rahmân ve rahîm olan Allah'ın izni ve yardımıyla, Allah'ın adıyla…bk. et-Tefsîru’l-Kebîr, 1/101 vd. bk. 59/ Varol MealiRahman ve Rahim olan Allah'ın Bulaç MealiRahman ve Rahim olan Allah'ın Fikri Yavuz MealiO Rahman, O Rahim olan Allah'ın adıyla okumağa başlarım. Halka hayat ve bekâ ihsan eden, korkulardan koruyan hakikî mabûd Cenab-ı Allah'ın adı ile okumağa başlarım.Bahaeddin Sağlam MealiRahmân ve rahîm olan Allah'ın Bayraklı MealiRahmet ve merhametin kaynağı olan Allah'ın adıyla.[1][1] Fâtiha sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraktar Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, I, Atalay Meali 1965BismillahirrahmanirrahimCemal Külünkoğlu MealiRahman ve Rahim olan Allah'ın adıylaRahman“Besmele”, Tevbe sûresi hariç bütün sûrelerin başında yer almakta olup Fâtiha sûresinin 1. âyetini oluşturmaktadır. Bu nedenle 1. âyet olarak numaralandırılmıştır. Besmele, bütün diğer örneklerde sûrelerin başında yer alır fakat âyet sayılmaz. “Rahmân”, bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran; Rahîm”, yarattığı varlıkları farklı nimetlerle besleyen ve bu beslenme işini sonsuza dek devam ettiren anlamındadır. Başka bir ifade ile; Allah’ın varlığı kavramında mündemiç bulunan ve ondan ayrılması imkânsız olan merhameti Rahmân ile; bu merhametin varlık âlemi üzerindeki tezahürü yani mahlukata yansıması ve karşılık bulması ise Rahîm ile ifade Said 1924Müşfik ve rahîm olan Allâh’ın ismiyleDiyanet İşleri Meali EskiRahman ve Rahim olan Allah'ın adıylaDiyanet İşleri Meali YeniBismillâhirrahmânirrahîm.[1][2][3]1. “Tekrarlanan yedi âyet” ile ilgili olarak bakınız Hicr sûresi, âyet, Salât, namaz demektir. namaz açısından Fâtiha sûresinin önemini vurgulamak için; “Hiçbir namaz Fâtiha’sız tamam olmaz” buyurmuştur. Namaz ile âdeta özdeşleşen sûreye, bu açıdan “salât namaz” adı Besmele, Neml sûresinde müstakil bir âyet olarak yer alırken 27/30, Tevbe sûresi hariç Kur’an’ın her sûresinin başında da bulunmaktadır. Fâtiha sûresinin başındaki besmele, bir görüşe göre, sûrenin birinci ayeti sayılmayıp, son âyet iki âyet olarak kabul edilmektedir. “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde tercüme edebileceğimiz besmeleyi, aslî ifadesi ile okuyup öylece korumak uygun olur. Zira Besmele, tıpkı ezan ve selâm gibi, tüm müslümanlar arasında ortak bir mesaj niteliği Vakfı MealiRahmân ve rahîm olan Allah'ın Yüksel MealiRahman ve Rahim ALLAH'ın ismiyle."Besmele" olarak bilinen bu ayet, Kuran'da özel bir konuma sahiptir. 9'uncu sûre hariç tüm sûrelerin açılış cümlesidir. Besmele, 1974 yılında komputer yoluyla keşfedilen ve "Mudessir" adlı 74'üncü sûrede sözü edilen 19 kodu üzerine kurulu matematiksel mucizesinin temelini oluşturur. Besmele, 19 Arap harfinden oluşur ve içerdiği dört kelime İsim, Allah, Rahman, Rahim Kuran'da ayrı ayrı 19'un katları kadar tekrarlanırlar. Bu rakamlar,19 un sırasıyla 1,142, 3 ve 6 katları olup bunların toplamı da 19'un tam katıdır 152=19x8. Böylece, daha girişte, Kuran'ın insan ürünü olmadığının fiziksel delilleri verilir. Pek çok matematiksel özellik bu ayetle ilişkilidir. Örneğin; 9'uncu sûrenin başında bulunmayan Besmele 19 sûre sonra, iki Besmele içeren 27'inci sûrede tamamlanır 2730 ayetinin dipnotuna bakınız. Böylece, tüm Besmelelerin sayısı 114 19x6'a tamamlanmış olur. Fatiha'nın başındaki Besmele'nin numaralanması ve diğer sûrelerin başındaki Besmelelerin ise bağımsız ayet numarasına sahip olmaması matematiksel sistemin bir özelliğidir. Not 1'de sunulduğu gibi, bu mucize o kadar muhteşem ki Allah'tan başka hiçbir güç onu düzenleyemez ve hatta taklid bile edemez 1788.Elmalılı Hamdi Yazır MealiRahmân ve Rahîm olan Allah'ın Meali OrijinalRahmân, Rahîm Allahın ismiyleErhan Aktaş MealiRahmeti Bol ve Kesintisiz Olan Allah'ın AdıylaHasan Basri Çantay MealiRahman ve rahim olan Allahın Neşriyat MealiRahmân, Rahîm olan Allah'ın ismiyle.22“*بِسْمِ اللّٰهِ her hayrın başıdır.” Sözler, 1. Söz, 3“بِسْمِ اللّٰهِ kudret-i ezeliyenin Allah’ın ezelî kudretinin tealluk alâka ve te’sîrini celb eder çeker. Ve o tealluk, abdin kesbine kulun fiiline ve işine yardım edici bir ruh gibi olur. Öyle ise hiçkimse, hiçbir işini Besmele’siz bırakmasın!” İşârâtü’l-İcâz, 11“Her bir nimetin bidâyetinde başında mü’min olan kimse Besmele’yi unutmasın, okusun! Ve o nimetin Allah’dan olduğunu bilmekle, kendisi ancak Allah’ın ismiyle, Allah’ın hesâbına aldığını bilsin; Allah’a minnet ve şükranla mukābelede bulunsun.” Mesnevî-i Nûriye, Habâb, 81Besmele hakkında daha geniş malûmât için, bakınız; Sözler, 1. Söz, 3; Lemalar, 14. Lema, 97; İşârâtü’l-İcâz, 11-12İlyas Yorulmaz MealiMerhametli, koruyup gözeten Allah’ın adıylaİsmayıl Hakkı BaltacıoğluAcıyıcı, esirgeyici Allah’ın adıyla Hakkı İzmirliEsirgeyen, bağışlayan Tanrı adıyle [²][1] Sûre-i Celîle yedi âyettir, Mekke'de nazil olmuştur.[2] Besmele-i şerîfe'deki rahman» bütün mahlûkat hakkında, rahim» bilhassa mü'minler hakkında ve ihsan sahibi olan, merhameti çok olan zat demektir, her ikisi de esmâ-i ilâhiye'dendir. Eserimizde esirgeyen, bağışlayan» isimleri ile tercüme edilmiştir. Makama göre başlarım, okurum, yerim, içerim» gibi fiiller takdir olunur. Burada başlarım» fiili münasip YakıtRahmân, Rahîm Allah Adıyla¹1 Besmelenin müstakil bir ayet olup olmadığı tartışılmıştır. Hanefî ve Malikîlere göre, sûreleri birbirinden ayırmak için yazılmıştır. Şafîlere göre ise sûrelerin başlarındaki besmele sûreye dâhildir. Fakat Fâtiha Sûresi’nde ise Fâtiha dâhil edilsin edilmesin 7 ayettir. Besmeleyi dâhil etmeyenler ise, son ayeti ikiye bölerek ayet sayısını yediye çıkarırlar. Biz burada besmeleyi sûreye dâhil bir ayet olarak ele aldık. Tevbe Sûresi hâriç diğer sûrelerin başında vardır ancak sûreye ayrı bir ayet olarak dâhil edilmemiştir. Besmele, Neml Sûresi 27/30 ayetinde ayrıca Çelik MealiRahman ve Rahim olan Allah'ın AdıylaMekke’de nazil olmuştur ve 7 ayettir. Kur’an’ın ilk suresi olduğu için “açış ya-pan ve açan” manasına “Fatiha” denil-miştir. Diğer adları şunlardır “Ana kitap” manasına “Ümmü’l Kitap”, “dinin asılla-rını ihtiva eden” manasına “el-Esas”, “ana hatlarıyla İslâm’ı anlattığı” manası-na “el-Vâfiye”, “namazda veya nüzulde iki defa tekrarlandığı” manasına “es-Seb’ul Mesânî”, “birçok esrarı taşıdığı” manası-na “el-Kenz”. Peygamber “Fati-ha’yı okumayanın namazı olmaz” buyur-muştur. Onun için, Fatiha, namazların her rekâtında okunur. Manası itibariyle Fatiha, en büyük dua ve münacattır. Kulluğun yal-nız Allah’a yapılacağı, desteğin yalnızca Allah’tan geldiği, doğru yola varmanın da doğru yoldan sapmanın da Allah’ın irade-sine dayandığı hususları bu surede ifadesi-ni bulmuştur. Kur’an, insanlığa doğru yolu göstermek için indirilmiştir. Kur’an’ın ihti-va ettiği esaslar, ana hatları ile Fatiha’da vardır. Zira Fatiha’da, övgüye, tazime ve ibadete lâyık bir tek Allah’ın varlığı, O’nun hâkimiyeti, O’ndan başka dayanıla-cak bir güç bulunmadığı anlatılır ve doğru yola gitme, iyi insan olma dileğinde bulu-nulur.Yenabi’ul Mevedde şöyle yer almıştır “Biliniz ki bütün semavi kitapların sırları Kur’an’da, Kur’an’da olan bütün sırlar Fatiha suresinde, Fatiha suresinde olan bütün sırlar “besmele”de, “besmele”de olan bütün sırlar “besmele”deki “be” harfinde ve “be” harfinde olan bütün sırlar ise “be” harfinin altındaki noktadadır.”Daha sonra İmam Ali’nin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir “Ben, “be” harfinin altındaki noktayım.” Hafız Kunduzi’nin belirttiğine göre Hâkim Tirmizi, İbn-i Abbas’ın bu ayetin tefsirinde şöyle dediğini rivayet etmiştir “İmam Ali, besmelede var olan “be” harfinin altındaki noktayı, akşamdan sabah namazına kadar tefsir ederdi de yine bitmezdi.”Mahmut Kısa MealiRahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla! Beni yoktan var edip üstün yeteneklerle donatan ve kulluk göreviyle yeryüzüne gönderen sonsuz şefkat ve merhamet sahibi yüce Rabb’imin adıyla, O’nun verdiği güç ve yetkiye dayanarak ve yalnızca O’nun adına okuyor, söylüyorumFâtiha; başlangıç demektir. Bir bitki tohumu nasıl o bitkinin dallarını, yapraklarını, meyvelerini ve diğer özelliklerini özünde barındıran bir çekirdek programı ise, Fâtiha da Kur’an’ın çekirdeği, özü ve özetidir. Peygamberliğin ilk yıllarında indirilmiştir. Bütün olarak gönderilen ilk sûre olup, yedi ayetten oluşmaktadır. Fâtiha, Yüce Yaratıcı huzurunda kulun, en içten şükran ve minnettârlık duygularıyla O’na yönelişi, O’nun sınırsız merhameti, adâleti, kudreti, cömertliği, yüceliği önünde saygıyla boyun Allah ile kulu arasında ezelî ve ebedi, şerefli bir kulluk antlaşmasıdır. Mahmut Özdemir MealiRahîm Rahmân Allah’ın Adıyla;Mehmet Çakır MealiBismillâhirrahmânirrahîm Her şeye sevgi ile hakim olan Allah adıyla Mehmet Çoban MealiVarlıkları, olayları, hayatı, her şeyi kuşatan, her şeyi koruyan Allah’ın adıyla okur, her işime Allah’ın adıyla başlarım! Gördüğüm görmediğim her şey Rabbimin koruması, Rabbimin kuşatması altındadır. Varlıklar arasında ayrımcılık yapılmaz. İnsanlar ister inansın ister inanmasın Allah tarafından kuşatılır, korunur. İnkâr edenler anlamasalar da Allah’ın katında eşitlik bozulmaz. Herkes kendi yaptığından Okuyan Meali[Rahmân], [Rahîm] [*] olan Allah’ın adıyla. [*][Rahmân], “merhametin kaynağı, merhameti bol, merhameti sonsuz, özünde merhametli”; [Rahîm] ise, “merhametli, acıyan, işinde merhametli olan” şeklinde anlamlandırılabilir. Kur’an’da birkaç örnek kullanım hariç geri kalan bütün ayetlerde Yüce Allah’ın sıfatları arasında [vav] bağlacı kullanılmamaktadır. Bunun sebebi her sıfatın birbiriyle anlam ilişkisinin bulunmasıdır Alak suresinin ilk ayetinde yer alan [bismi rabbike] Rabbinin adıyla tamlamasından türeyen [besmele]nin Fâtiha’nın ilk ayeti olup olmadığı konusunda tartışmalar yapılmaktadır. Surenin yedi ayet oluşundan hareketle, bazı âlimler son ayeti ikiye bölerek [besmele]yi surenin parçası olarak kabul etmezler. Sadece bir giriş olarak surelerin başına yazıldığından hareketle konuyu ele alır ve Fâtiha’nın başındaki ile diğer [besmele]ler arasında bir fark bulunmadığı kanaatindedirler. Ancak biz, [besmele]nin Fâtiha’nın ilk ayeti olduğu görüşündeyiz. [Besmele], Yüce Allah’ın “Oku!” emrini yerine getireceğine yönelik söz Türk MealiRahmân¹ Rahîm² Allah’ın³ Rahmân اَلرَّحْمٰنُ Allah’a ait bir sıfattır. Hem mevsuflu, hem mevsufsuz olarak tek başına özel isim olarak kullanılabilen bir sıfat-ı müşebbehe’dir ve “pek merhametli, çok rahmet sahibi” anlamlarına gelir. Gramer itibarıyla bu sıfat kimde bulunursa ona “rahmân” demek mümkün ise de bu şekilde hiç kullanılmamıştır. “Rahman”, sadece Allah’a ait bir sıfattır. Bu kelime Türkçeye; “yarlıgayıcı, esirgeyici, acıyıcı” diye tercüme edilmişse de bu tercümeler, anlamı tam karşılamamaktadır. Sonuç olarak rahmân kelimesi, “pek merhametli, hayır iradesi ve nimeti sonsuz” diye eksik bir şekilde tefsir olunabilirse de asla tercüme olunamaz. 2 Rahîm اَلرَّحِيمُ Rahmân’la aynı kökten olup, bu kelime, “çok merhamet edici” anlamında mubalağalı ism-i fâildir. Allah’ın sıfatlarından biri olup mevsufsuz kullanılamaz. Yani “rahmân” gibi özel isim değildir, Allah’tan başkası için de kullanılabilir. Rahmân ve rahîm arasındaki anlam farkıyla ilgili olarak birçok görüş ortaya konmuştur. Bunlar kısaca; “Rahmân ezele rahîm geleceğe, rahmân dünyaya, rahîm ahirete aittir. Allah hem mü’minlerin hem kâfirlerin Rahmânı yalnız mü’minlerin Rahîmi’dir.” şeklindedir. Ancak Rahmân kelimesinin sıfat-ı müşebbehe olarak “sübut”, Rahîm kelimesinin mubalağalı ism-i fail olarak “hudûs” ifade ettiği düşünülürse; Allah’ın rahmân sıfatının ezeli ve Allah’ın zatıyla kaim olduğunu, Rahîm sıfatının ise Allah’ın yeni oluşan durumlara karşı merhamet etmesi gereken hallerde ortaya çıktığını anlamak mümkündür. Tabii ki bu da; ancak O’na inanan ve O’nun istediği gibi yaşayan kulları için mümkündür. Yani Allah, tüm kullarına genel anlamda rahmân sıfatıyla merhamet eder, iyi kullarına ise iyiliklerinin mükâfatı olarak rahîm sıfatıyla mükâfat olarak merhamet eder. Bu, hem dünya hem de ahiret için geçerlidir. Bu sebeple rahîm sıfatının sadece ahiret için geçerli olduğunu düşünmek çok doğru Allah اَللّٰهُ ismi, türemiş veya başka bir dilden Arapça’ya nakledilmiş bir isim olmayıp özel isimdir. İsmin, sahibi olan Allah, bir olduğu için, ikili ve çoğulu da yoktur. O, ilah kabul edildiği için Allah değil, Allah olduğu için ma’bud’dur. Eğer bir şeye tapılırsa o şey, o zaman ilah olur, ama tapınma bittiği an onun ilahlığı da biter. Hâlbuki insanlar, Allah’ı ma’bud tanısın veya tanımasın O, zatından ma’buddur. Ona her şey ibadete ve kulluğa “Besmele” şekil olarak بِسْمِ, اَللّٰهُ, اَلرَّحْمٰنُ ve اَلرَّحِيمُ olmak üzere dört kelimeden ibarettir. Ancak بِسْمِ kelimesindeki ب hem kendisi bir kelimedir, hem de mahzuf müteallakı olan bir fiil ve failiyle birlikte أَبْدَأُ أَنَا بِ gibi üç kelime hükmündedir. ب’dan sonra gelen اِسْمٌ kelimesinin başındaki hemze, vasıl hemzesi olmasına rağmen besmele’ye mahsus olarak hazf olunup söylendiği gibi yazılır. Besmele’nin ب’sını en az bir elif kadar uzun yazmak hattatların bir nüktesi olarak süregelmiştir. Besmelenin anlamı, başındaki ب’nın lâmiye ve beyâniyye olarak düşünülmesi durumunda; “Rahmân, Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde olmaktadır. Ancak “olan” ifadesi sanki Allah önceleri böyle değilmiş de daha sonra Rahmân ve Rahîm olmuş gibi bir anlam ifade edebileceği için kullanılması çok hoş düşmemektedir. Hele hele “esirgeyici bağışlayıcı tanrı adıyla” gibi bir tercüme, besmelenin o derin muhtevasını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Esasen besmeleyi tercüme etmeye kalkışmayıp asli ifadesiyle söylemek ve yapılan izahlar ve tefsirlerle de mefhumunu tasavvur etmek en doğrusu olarak görünmektedir. Bir Müslüman bir işe başlarken besmele çekmekle; “ben bu işi kendim için değil, Allah namına, Onun emriyle ve ancak Onun için yapıyorum” demiş ve o konudaki tavrını ve direncini açıkça ortaya koymuş olur. Bir de her işe besmele ile başlanması Alak 1. ayetle emredilmiştir. Ancak bunu, yapılacak kötü işler için de besmele çekilmeli şeklinde değil, “besmele çekilemeyecek yani, Allah adına ve rızasına uygun olmayacak bir iş yapılmamalı” şeklinde anlamak daha doğrudur. En doğrusunu Allah Esed MealiBİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM ¹1 Otoritelerin çoğunluğuna göre, 9. sure -Tevbe- hariç bütün surelerin başında yer alan bu ifade Fâtiha’nın ayrılmaz bir parçasını oluşturur. Bu nedenle 1. ayet olarak numaralandırılmıştır. Bütün diğer örneklerde ise besmele, surelerin başında yer alır ve fakat ayet sayılmaz. Rahmân ve Rahîm ilahî sıfatlarının her ikisi de “bağışlama”, “merhamet”, “şefkat” anlamına gelen ve fakat daha da kapsayıcı bir mana ifade eden rahmet isminden bu ismin masdarından türetilmişlerdir. İlk zamanlardan bu yana İslam alimleri, bu iki terimi birbirinden ayıran anlam nüanslarını tanımlamaya çalışmışlardır. Bu açıklamaların en ikna edici ve sade olanı İbni Kayyım’a aittir Menâr I, 48’den naklen Ona göre, Rahmân terimi, Allah’ın Varlığı kavramında içkin mündemiç bulunan ve ondan koparılması mümkün olmayan rahmet saçıcılığı vasfını kapsarken, Rahîm, bu rahmetin O’nun mahlukatı üzerindeki tezahürünü ve onlar üzerindeki etkisini, başka bir deyişle O’nun aktivite faaliyet tarafını ifade Çavdar MealiRahmeti sonsuz, merhameti sınırsız Allah’ın adıyla. 11/41, 27/31, 96/1Mustafa İslamoğlu MealiRAHMÂN RAHÎM ALLAH’IN ADIYLA[¹][1] Veya bânın mülabese vurgusuyla “..Allah adına”. Açılımı “Özünde merhametli, işinde merhametli Allah adına”. Besmele, ilk vahyin ilk âyetindeki “Rabbin adıyla/adına oku!” emrinin dil ile ifasıdır. Rasul için “Allah adına iletiyorum”, mü’minler için “Allah’ın adıyla alıp okuyorum” vurgusunu taşır. Besmelenin Fâtiha sûresinden bir âyet olup olmadığı ulema arasında tartışılmıştır. Tartışmalı olan mütevâtir olmayandır. Dolayısıyla Fâtiha’daki de dahil tüm sûre başlarındaki besmeleleri Kur’an’dan bir iktibas sayan görüş, daha isabetli görünmektedir. Mushaf’ta Besmele, Tevbe hariç tüm sûrelerin başında Kur’an’dan bir alıntı olarak yer alır 2730. Bu yüzden cemaatle namazlarda besmele içten okunur. Dârakutnî bir soru üzerine besmelenin açıktan okunacağına dair sahih bir hadis olmadığını söyler İbn Teymiyye, Tefsir. İnsanlıkla yaşıt bir anahtar olduğu, Hz. Nûh ve Hz. Süleyman’ın ağzından nakledilmesinden anlaşılmaktadır 1141 ve 2730. Eğer Kur’an’ı muhteşem bir site kabul edersek, Fâtiha bu sitenin ana kapısı, besmele de o kapının anahtarıdır. Besmele, kulluk listesinin altına atılan imzadır. Besmele Allah’la ve Allah’lı yapmaktır. Besmele O’nun sayesinde ve O’nun verdiği imkân ve güçle yaptığının bilincinde olmaktır. “Senin verdiklerinin farkındayım, Senden bağımsız bir varlık alanı düşünmüyorum” demektir. Besmele eylemle alâkalıdır. Zira besmele çeken biri, bir eyleme girişiyor, bir işe başlıyor demektir. Besmele, İslâm ahlâkının bir “eylem ahlâkı” olduğunu gösterir. Şeytandan uzak olduğunu isti’âze ile ikrar etmeyen, besmele ile Allah’ın yardımını celbedemez. Kötülüğe buğzetmeden iyiliğe muhabbet edilmez. Bu yüzden Kur’an’la bütünleşmek için onu okuyacak kişinin yapması gereken ilk hazırlık eûzu billahi mine’ş-şeytâni’r-racîm’in kısaltma adı olan İstiâze’dir. “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım” demektir. Bu Kur’anî bir emirdir “Kur’an okuyacağın zaman, öncelikle kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” 1698. Zira kalpleri evirip çeviren, ferman dinlemeyen gönle ferman dinleten Allah’tır. İstiâze, akleden kalbe aldırılan mânevi abdesttir. “Kafa karışıklığı” da dediğimiz akıl ve duygu kirlenmesi, Kur’an’da insanın öteki’si olarak tanıtılan şeytana nisbet edilir 7200. Bununla verilen mesaj açıktır İnsanın kişiliği özüdür ve özü temizdir. Kirlenme ona ârız olan bir şeydir ve değerini düşürür. Kirlenen temizlenir ve tezkiye tam da budur. İstiâze bir söylem değil bir eylem emridir. İsti’âze aklî bir eylem değildir, iç telkine dayalı kalbî bir eylemdir. Bilinçten çok bilinçaltını inşâ eder. Vahiy-akıl diyaloğuna yönelik iç saldırıları önlemek için alınacak her tür önlem isti’âze kapsamına girer Bkz 1698, not 108. Şeytan bu saldırıyı kendi gücüyle yapmaz, insanın ona iradesinden aktardığı güçle yapar. Zaten bu işlemin kendisi bir güç Nasuhi Bilmen MealiRahmân ve Rahîm olan Allah Teâlâ'nın ismiyle tilâvete başlarım.Suat Yıldırım MealiRahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla [59, 22-24]Rabbü’l-âlemin sıfatı Kur’ân mesajının evrenselliğini, rahmân ve rahîm sıfatları, Allah’ın kâinatı şenlendiren geniş rahmetini ilan eder. Sûrenin başında “Bütün övgüler Allah’ındır” şeklinde kapsamlı bir hüküm verildiğinden, âdeta “Niçin?” diye soran aklı tatmin için, zımnen gerekçe teşkil eden bazı ilâhî sıfatlar hatırlatılmaktadır. Övgüler O’nundur Çünkü Rabbü’l-âlemîndir bütün varlıkları yaratıp büyüten, varlıkta devam ettirendir. Çünkü rahmândır, rahîmdir Bu mükemmel kâinatı merhametiyle şenlendiren, güneşleri, ay’ları, topyekûn cansız kâinatı bitkilere ve hayvanlara, cansızı ve canlısı ile bütün varlıkları da insana hizmet ettiren O’dur ve çünkü, hayat sadece dünya hayatından ibaret değildir. Burada ağır bir emanet yüklenerek, Allah’ın halifesi, vekîli olarak geçici bir süre için görevlendirilen insanın, asıl hayatı ebedî âhiret hayatındadır. İşte Allah âhiretin de tek Ateş MealiRahman ve Rahim Allah'ın adıylaSüleyman Tevfik 1927Bütün yaradılmışlara dünyâda ve âhiretde acıyub iyilik iden Allâh'ın ismiyle Vakfı Mealiİyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla, [*] "Rahmân” ve “Rahîm" kelimeleri, rahmet رحمة kökündendir. Rahmet, iyilik ve ikramı gerektiren incelik anlamındadır. Allah’ın özelliği olarak kullanılınca sadece iyilik ve ikram anlaşılır Müfredât. Rahmân “rahmeti her şeyi kuşatan” demektir. Bu özellik Allah’tan başkasında olmayacağı için “iyiliği sonsuz” diye çevirdik. Rahîm “çok merhametli” demektir. Bu özellik Allah’ın dışındaki varlıklarda da olabilir. Nitekim rahîm’ kelimesi, Tevbe 9/128. âyette Resulullah için; Fetih 48/29. ayette ise müminler için Piriş MealiRahman ve Rahim olan Allah'ın adıylaÜmit Şimşek MealiRahmân ve Rahîm olan Allah'ın1 adıyla.21 Yüce Allah, Kur’ân’ın açılışında, kendisini üç ismiyle bize tanıtmıştır Allah, Rahmân, Rahîm. Bunlardan Allah ismi, “Lâfza-i Celâl” adıyla da bilinir ve sadece Allah’a ait olan özel isimdir. Rahmân ve Rahîm isimleri ise Allah’ın rahmet sıfatını ifade eden iki isimdir. Bunlardan Rahmân ismi de sadece Allah’a ait olan ve bir başkası hakkında kullanılması caiz olmayan bir özel isimdir; Allah’ın ezelî ve sınırsız rahmet sahibi olduğunu, kâinattaki bütün rahmet eserlerinin Ondan geldiğini bildirir. “Merhamet edici” olarak tercüme edebileceğimiz Rahîm ismi ise, daha çok, Onun sınırsız rahmetinin bireylere yönelik özel tecellîlerinden haber vermektedir. Kur’ân’ın bir özelliği de, bir yandan Allah’ın herşeyden sonsuz derecede büyük ve yüce olduğunu bildirirken, diğer yandan da kulu böylesine büyüklük sahibi olan Rabbi ile doğrudan doğruya irtibatlandırmasıdır. Böylece kul, kendisini sınırsız bir büyüklük içinde kaybolmuş ve ümitsiz bir halde hissetmez; tam tersine, Yüce Rabbiyle doğrudan muhatap olarak Onun sınırsız kudret ve rahmetinden yardım alma imkânına sahip olduğunu öğrenmiş olur.2 “Besmele” adıyla bildiğimiz bu âyet, Tevbe Sûresi 9. sûre haricindeki bütün sûrelerin başında yer almıştır. Bu durum, aynı zamanda, bize, bütün işlerimize Allah’ın adıyla başlama ve Onun rahmetinden yardım dileme dersini de Nuri Öztürk MealiRahman ve Rahîm Allah'ın adıyla...Eski Anadolu TürkçesiTañrı adıyıla ya'nį başların yā oķırın gey raḥmet ķılıcı raḥmet ķılıcıSatır Altı Meal 1534Vücūd ve ḥayāt beḳā ve iḥsān idici ve ḥavfdan muḥāfaẓa idici Allāhıñ ism‐işerīfiyle tilāvet‐i Ḳur’āna başlarımBunyadov-Memmedeliyev Mərhəmətli, rəhmli Allahın adı ilə!M. Pickthall EnglishIn the name of Allah, the Beneficent, the MercifulYusuf Ali EnglishIn the name of Allah, Most Gracious, Most Merciful19.19 The Arabic words "Rahman and Rahim," translated "Most Gracious" and "Most Merciful" are both intensive forms referring to different aspects of Allah's attribute of Mercy. The Arabic intensive is more suited to express Allah's attributes than the superlative degree in English. The latter implies a comparison with other beings, or with other times or places, while there is no being like unto Allah, and He is independent of Time and Place. Mercy may imply pity, long-suffering, patience, and forgiveness, all of which the sinner needs and Allah Most Merciful bestows in abundant measure. But there is a Mercy that goes before even the need arises, the Grace which is ever watchful, and flows from Allah Most Gracious to all His creatures, protecting them, preserving them, guiding them, and leading them to clearer light and higher life. For this reason the attribute Rahman Most Gracious is not applied to any but Allah, but the attribute Rahim Merciful, is a general term, and may also be applied to Men. To make us contemplate these boundless gifts of Allah, the formula "In the name of Allah Most Gracious, Most Merciful" is placed before every Surah of the Qur'an except the ninth, and repeated at the beginning of every act by the Muslim who dedicates his life to Allah, and whose hope is in His Mercy. Opinion is divided whether the Bismillah should be numbered as a separate verse or not It is unanimously agreed that it is a part of the Qur'an. Therefore it is better to give it an independent number in the first Surah. For subsequent Surahs it is treated as an introduction or headline, and therefore not numbered. Üyelik tarihi Dec 2011 Mesajlar 656 Konular 633 Ölümle İlgili Ayetler ”Ölmek’ Kelimesi ile İlgili Ayetler Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Ey iman edenler, Allah’tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka bir din ve tutum üzerinde ölmeyin. Ali İmran Suresi, 102 Allah’ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını sevabını isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. Ali İmran Suresi, 145 Ey iman edenler, inkar edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada ölen kardeşleri için “Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi” diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah’tır. Allah, yaptıklarınızı görendir. Ali İmran Suresi, 156 Andolsun, Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır. Nisa Suresi, 159 De ki “Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyeceği şeyler için, ölü eti, dökülen kan, domuz eti -ki bu gerçekten murdardır- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir fısk dışında, haram kılınmış bir şey bulmuyorum. Kim kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa, -saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla-bu sayılanlardan ölmeyecek kadar yiyebilir. Şüphesiz senin Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir. En’am Suresi, 145 Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından geçirmeyi başaramıyacak, ona her yandan ölüm gelecek, oysa ölmeyecek de. Ardından daha katı bir azap olacak. İbrahim Suresi, 17 Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan Allaha tevekkül et ve O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter. Furkan Suresi, 58 Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda bir tür ölüme sokar. Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanın ruhunu tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. Zümer Suresi, 42 Andolsun, ölseniz de, öldürülseniz de şüphesiz Allah’a varıp toplanacaksınız. Ali İmran Suresi, 158 Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki “Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim.” Meryem Suresi, 23 - Ölüm’ Kelimesi ile İlgili Ayetler Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Ya da bunlar karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşeklerle yüklü, gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki, yıldırımların saldığı dehşetle’; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır. Bakara Suresi, 19 Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik. Bakara Suresi, 56 De ki “Eğer Allah Katında ahiret yurdu, başka insanların değil de, yalnızca sizin ise, ve doğru sözlüyseniz, öyleyse hemen ölümü dileyin.” Bakara Suresi, 94 Oysa onlar, önceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı onu ölümü hiçbir zaman kesin olarak dilemeyeceklerdir. Allah, zalimleri bilendir. Bakara Suresi, 95 Yoksa siz, Yakub’un ölüm anında, orada şahidler miydiniz? O, oğullarına “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” dediğinde, onlar “Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O’na teslim olduk” demişlerdi. Bakara Suresi, 133 Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah’ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. Bakara Suresi, 164 Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen uygun, meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı farz kılındı. Bakara Suresi, 180 Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara “Ölün” dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak, insanların çoğunluğu şükretmez. Bakara Suresi, 243 Ya da altı üstüne gelmiş, ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini görmedin mi? Demişti ki “Allah, burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?” Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. Ve ona Dedi ki “Ne kadar kaldın?” O “Bir gün veya bir günden az kaldım” dedi. Allah ona “Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak; bunu yapmamız seni insanlara ibret-belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir bak nasıl biraraya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?” dedi. O, kendisine bunlar apaçık belli olduktan sonra dedi ki “Artık şimdi Biliyorum ki gerçekten Allah, herşeye güç yetirendir.” Bakara Suresi, 259 Andolsun, siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz. Ali İmran Suresi, 143 Onlar, kendileri oturup kardeşleri için “Eğer bize itaat etselerdi, öldürülmezlerdi” diyenlerdir. De ki “Eğer doğru sözlüler iseniz, ölümü kendinizden savın öyleyse.” Ali İmran Suresi, 168 Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. Ali İmran Suresi, 185 Kadınlarınızdan fuhuş yapanların aleyhinde olmak üzere içinizden dört şahid tutun. Eğer şehadet ederlerse, onları, ölüm alıp götürünceye veya Allah onlara bir yol kılıncaya kadar evlerde alıkoyun. Nisa Suresi, 15 Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca “Ben şimdi gerçekten tevbe ettim” diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır. Nisa Suresi, 18 Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa “Bu, Allah’tandır” derler; onlara bir kötülük dokunsa “Bu sendendir” derler. De ki “Tümü Allah’tandır.” Fakat, ne oluyor ki bu topluluğa, hiçbir sözü anlamaya çalışmıyorlar? Nisa Suresi, 78 Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik ve bolluk da. Allah’a ve Resûlü’ne hicret etmek üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Allah’a düşmüştür. Allah, bağışlayıcıdır, esirgeyicidir. Nisa Suresi, 100 Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kişiyi şahid tutun. Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi şahid tutun. İkisini Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da size “Akraba dahi olsa onu yeminimizi hiçbir değere değiştirmeyeceğiz ve Allah’ın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz” diye Allah adına yemin etsinler. Maide Suresi, 106 O, kulları üzerinde kahredici kahhar olandır. Size koruyucular gönderiyor. Sonunda sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, elçilerimiz onun hayatına son verirler.’ Onlar bu işte, ne eksik ne fazla kusur etmezler. En’am Suresi, 61 Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken “Bana da vahy geldi” diyen ve “Allah’ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim” diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün şiddetli sarsıntıları’ sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara “Canlarınızı bu kıskıvrak yakalanıştan çıkarın, bugün Allah’a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerinden büyüklenerek yüz çevirmeniz dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz” dediklerinde bir görsen… En’am Suresi, 93 De ki “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.” En’am Suresi, 162 Herşey Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı. Enfal Suresi, 6 O’nun arşı su üzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur. Andolsun onlara “Gerçekten siz, ölümden sonra yine diriltileceksiniz” dersen, inkar edenler mutlaka “Bu, açıkça bir büyüden başkası değildir” derler. Hud Suresi, 7 Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından geçirmeyi başaramıyacak, ona her yandan ölüm gelecek, oysa ölmeyecek de. Ardından daha katı bir azap olacak. İbrahim Suresi, 17 Allah gökten su indirdi, ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır. Nahl Suresi, 65 Bu durumda, Biz sana, hayatın da kat kat, ölümün de kat kat acısını tattırırdık; sonra Bize karşı bir yardımcı bulamazdın. İsra Suresi, 75 Biz onları, yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar ölümsüz değillerdi. Enbiya Suresi, Senden önce hiçbir beşere ölümsüzlüğü vermedik; şimdi sen ölürsen onlar ölümsüz mü kalacaklar? Enbiya Suresi, 34 Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. Enbiya Suresi, 35 Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki “Rabbim, beni geri çevirin.” Mü’minun Suresi, 99 Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra Bize döndürüleceksiniz. Ankebut Suresi, 57 Andolsun onlara “Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?” diye soracak olursan, şüphesiz “Allah” diyecekler. De ki “Hamd Allah’ındır.” Hayır, onların çoğu akletmiyorlar. Ankebut Suresi, 63 O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız. Rum Suresi, 19 Size bir korku ve umut unsuru olarak şimşeği göstermesi ile gökten su indirmek suretiyle ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilecek bir kavim için gerçekten ayetler vardır. Rum Suresi, 24 Şimdi Allah’ın rahmetinin eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir? Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten diriltecektir. O, herşeye güç yetirendir. Rum Suresi, 50 De ki “Size vekil kılınan ölüm meleği, hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize döndürülmüş olacaksınız.” Secde Suresi, 11 De ki “Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçış size kesin olarak bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile, pek az bir zaman dışında metalanıp-yararlandırılmazsınız.” Ahzab Suresi, 16 Geldiklerinde de Size karşı cimri ve bencildirler.’ Şayet korku gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. Korku gidince, hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle eleştirip inciterek karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah’a göre pek kolaydır. Ahzab Suresi, 19 Böylece onun Süleymanın ölümüne karar verdiğimiz zaman, ölümünü, onlara, asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkça ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azap içinde kalıp-yaşamazlardı. Sebe Suresi, 14 Allah, rüzgarları gönderir, onlar da bulutu kaldırır, böylece Biz onu ölü bir beldeye sürükleriz, onunla, yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte ölümden sonra dirilip- yayılma da böyledir. Fatır Suresi, 9 “Yalnızca birinci ölümümüzden başka öyle mi? Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz?” Saffat Suresi, 59 Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir. Zümer Suresi, 30 Sonra şüphesiz sizler, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız. Zümer Suresi, 31 Allah, ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda bir tür ölüme sokar. Böylece, kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanın ruhunu tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele kadar salıverir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. Zümer Suresi, 42 “Bütün herşey Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz.” Duhan Suresi, 35 Orda, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve Allah da onları cehennem azabından korumuştur. Duhan Suresi, 56 Gece ile gündüzün ardarda gelişinde veya aykırılığında, Allah’ın gökten rızık indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve rüzgarları belli bir düzen içinde yönetmesinde aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır. Casiye Suresi, 5 Yoksa kötülüklere batıp-yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri bir mi olacak? Ne kötü hüküm veriyorlar. Casiye Suresi, 21 İman edenler, derler ki “Savaş izni için Bir sûre indirilmeli değil miydi?” Fakat, içinde savaş kıtal zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla olan Muhammed Suresi, 20 Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla o suyla ölü bir şehri dirilttik. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir. Kaf Suresi, 11 O, ölüm sarhoşluğu, bir gerçek olarak gelip de, insana “İşte bu, senin yan çizip-kaçmakta olduğun şeydir” denildiği zaman da. Kaf Suresi, 19 Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dönüp dolaşır; Vakıa Suresi, 17 Sizin aranızda ölümü takdir eden Biziz ve Bizim önümüze geçilmiş değildir; Vakıa Suresi, 60 Bilin ki gerçekten Allah, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verir. Şüphesiz Biz, umulur ki aklınızı kullanırsınız diye size ayetleri açıkladık. Hadid Suresi, 17 De ki “Ey Yahudi olanlar, eğer siz, bütün insanlardan ayrı olarak yalnızca sizlerin gerçekten Allah’ın velileri dost ve sevgili kulları olduğunuzu öne sürüyorsanız, şu halde ölümü temenni edin; eğer doğru sözlü iseniz bunu çekinmeden yapın.” Cum’a Suresi, 6 Oysa onlar, ellerinin öne takdim ettikleri dolayısıyla bunu hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, zalimleri bilendir. Cum’a Suresi, 7 De ki “Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen Allaha döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir.” Cum’a Suresi, Sizden birinize ölüm gelip de “Rabbim, beni yakın bir süreye ecele kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam” demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Münafikun Suresi, 10 O, amel davranış ve eylem bakımından hanginizin daha iyi ve güzel olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. Mülk Suresi, 2 “Keşke o ölüm herşeyi kesip bitirseydi. Hakka Suresi, 27 “Sonunda yakîn kesin bir gerçek olan ölüm gelip bize çattı.” Müddesir Suresi, 47 Ölüm korkusundan Ayaklar birbirine dolaştığında; Kıyamet Suresi, 29 Mal, mülk ve servette Çoklukla övünmek, sizi tutkuyla oyalayıp, kendinizden geçirdi.’ Tekasür Suresi, 1 “Öyle ki bu, mezarı ziyaretinize kabre gidişinize, ölümünüze kadar sürdü.” Tekasür Suresi, 2 02-09-2012, 1956 1 permalink Üyelik tarihi Dec 2011 Mesajlar 656 Konular 633 Peygamber Efendimiz ile İlgili Ayetler Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Şüphesiz Biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hak Kur’an ile gönderdik. Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın. Bakara Suresi, 119 İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir; onları sana bir hak olarak okuyoruz. Sen de gönderilen elçilerdensin. Bakara Suresi, 252 Şüphesiz, Allah’ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için Biz sana kitabı hak olarak indirdik. Sakın Hainlerin savunucusu olma. Nisa Suresi, 105 Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bu görevini yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez. Maide Suresi, 67 De ki “O, gökleri ve yeri yaratırken ve O, hep besleyen hiç beslenmezken, ben Allah’tan başkasını mı veli edineceğim?” De ki “Bana gerçekten Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve Sakın müşriklerden olma.” denildi. En’am Suresi, 14 Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp-korkutucular olmaktan başka bir nedenle göndermiyoruz. Şu halde kim iman ederse ve davranışlarını düzeltirse, artık onlar için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. En’am Suresi, 48 De ki “Ey insanlar, ben Allah’ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisi peygamberiyim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O’nundur. O’ndan başka İlah yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah’a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O da Allah’a ve O’nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz. Araf Suresi, 158 Öyle ki, Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten Ben, sizi O’nun tarafından uyaran ve müjdeleyenim; Hud Suresi, 2 İnkar edenler derler ki “Ona Rabbinden bir ayet mucize indirilseydi ya.” Sen, yalnızca bir uyarıcısın ve her topluluk için bir hidayet önderisin. Ra’d Suresi, 7 Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. Biz Kitab’ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. Nahl Suresi, 89 Sizi en iyi Rabbiniz bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse sizi azaplandırır. Biz seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik. İsra Suresi, 54 De ki “Şüphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beşerim; yalnızca bana sizin İlahınızın tek bir İlah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, artık salih bir amelde bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın.” Kehf Suresi, 110 Biz seni alemler için yalnızca bir rahmet olarak gönderdik. Enbiya Suresi, 107 De ki “Ey insanlar, gerçekten ben sizin için yalnızca bir uyarıcıyım.” Hac Suresi, 49 Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik. Furkan Suresi, 56 De ki “Ben, ancak bu şehrin Rabbine ibadet etmekle emrolundum ki, O, burasını kutlu ve saygıdeğer kıldı. Herşey O’nundur. Ve Müslümanlardan olmakla emrolundum.” Neml Suresi, 91 “Ve Kur’an’ı okumakla da emrolundum. Artık kim hidayete gelirse, kendi nefsi için hidayete gelmiştir; kim sapacak olursa, de ki “Ben yalnızca uyarıcılardanım.” Neml Suresi, 92 Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir; ancak O, Allah’ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, herşeyi bilendir. Ahzab Suresi, 40 Ey Peygamber, gerçekten Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ahzab Suresi, 45 Ve Kendi izniyle Allah’a çağıran ve nur saçan bir çerağ olarak gönderdik. Ahzab Suresi, 46 Mü’minlere müjde ver; gerçekten onlar için Allah’tan büyük bir fazl vardır. Ahzab Suresi, 47 Biz seni ancak bütün insanlara bir müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar. Sebe Suresi, 28 Şüphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, içinde bir uyarıcı gelip-geçmiş olmasın. Fatır Suresi, 24 Andolsun hikmetli Kur’an’a, Yasin Suresi, 2 Gerçekten sen, gönderilen elçilerdensin. Yasin Suresi, 3 Dosdoğru bir yol üzerindesin. Yasin Suresi, 4 Kur’an Güçlü ve üstün olan, esirgeyen Allah’ın indirmesidir. Yasin Suresi, 5 Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için gönderildin. Yasin Suresi, 6 Biz ona Peygambere şiir öğretmedik; bu, ona yakışmaz da. O kendisine indirilen Kitap, yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Yasin Suresi, 69 De ki “Ben, yalnızca bir uyarıcıyım. Bir olan, kahreden Allah’tan başka bir İlah yoktur.” Sad Suresi, 65 “Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir, üstün ve güçlü olan, bağışlayandır.” Sad Suresi, 66 De ki “Bu Kur’an, büyük bir haberdir.” Sad Suresi, 67 Sizler ise, ondan yüz çeviriyorsunuz. Sad Suresi, 68 “Mele-i Ala yüce topluluk tartışıp dururken, benim hiçbir bilgim yoktur.” Sad Suresi, 69 “Bana ancak, yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum vahyolunmaktadır.” Sad Suresi, 70 Allah’ın dışında birtakım veliler edinenler ise; Allah, onların üzerinde gözetleyicidir. Sen onların üzerinde bir vekil değilsin. Şura Suresi, 6 De ki “Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.” Ahkaf Suresi, 9 Şüphesiz, Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Fetih Suresi, Ki Allah’a ve Resûlü’ne iman etmeniz, O’nu savunup-desteklemeniz, O’nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O’nu Allah’ı tesbih etmeniz için. Fetih Suresi, 9

rahman ve rahim ile ilgili ayetler